Kaygusuz Abdal “Nefes” Şiir İncelemesi


Nefes
Dost senün yüzünden özge
Ben kıble-i cân bilmezem
Pîrin hüsnüni severem
Bir gayr-ı îmân bilmezem
Bana derler ki şeyâtîn
Senün yolını azdırur
Ben şu zerrak sofulardan
Gayrı bir şeytan bilmezem
Sofî-i sâlûs nedendür
Hüsne münkir geçindügi
Ne acep belâ gelüpdür
Şu ki ben Hak’tan bilmezem
İnsân-ı kâmil ki dirler
Mustafa’dur Murtaza’dur
Dahi kim vardur cihanda
Ben gayrı insan bilmezem
O şâh-ı hüsnün ışkuna
Özümi vîrân kılmışam
Kaygusuz Abdal’dur adum
Cübbe vü kaftan bilmezem
                 Kaygusuz Abdal
Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi
Nazım biçimi: nefestir. Nefesler, dini tasavvufi halk edebiyatı ürünlerindendir. Bektaşi şairlerince yazılan nefesler, törenlerde saz eşliğinde makamla okunurdu. Şiirlerin “nefes” olarak adlandırılma nedeni içsel duyguların konu edilmesindendir.
Nazım birimi: dörtlüktür.
Ölçüsü: 8’li hece ölçüsüdür.
Uyak şeması: Şiirin belli bir uyak düzeni yoktur. Dörtlüklerin son dizeleri birbiriyle uyaklıdır.
Şiirin Ahenk Unsurları (Uyak ve Redifler)
--- cân bilmezem
--- îmân bilmezem
---şeytan bilmezem
---Hak’tan bilmezem
---insan bilmezem
---kaftan bilmezem   bilmezem” redif; “-an” tam uyak
Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları
Şiirin genelinde “n, m, r” ünsüzleriyle aliterasyon; “a, e” ünlüleriyle asonans yapılmıştır.
Şiirin teması: Allah aşkıdır. Şair bu tema çerçevesinde Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi övmekte, ikiyüzlü sofuları yermektedir.
Açıklama – Yorum
Kaygusuz Abdal, şiirini tasavvuf düşüncesine göre yazmıştır. Bu nedenle şiiri bu doğrultuda anlamak ve yorumlamak gerekir. Aynı zamanda şiirde ikiyüzlü sofulara karşı ince bir eleştiri de söz konusudur.
Dost senün yüzünden özge
Ben kıble-i cân bilmezem
Pîrin hüsnüni severem
Bir gayr-ı îmân bilmezem
Tasavvufa göre yaşadığımız dünyada gerçek güzelliği ve gerçek mutluluğu bulmamız mümkün değildir. İnsan, yapısında “iyilik, güzellik, varlık” öğelerinin yanında “kötülük, çirkinlik ve yokluk” öğelerini de barındırır. Bu nedenle şair, gerçek ve tek “dost” olarak Allah’ı görüyor. Şair, Pîrin güzelliğini de sevdiğini bunun dışındaki şeylerin boş ve geçici olduğunu söylüyor. Buradaki “Pirin güzelliği” manevi güzellik anlamındadır. Şaire göre tek gerçek “Allah Aşkı”dır. Şair kendini Allah’a o kadar yakın görüyor ki ona ”dost” diye hitap ediyor.
Bana derler ki şeyâtîn
Senün yolını azdırur
Ben şu zerrak sofulardan
Gayrı bir şeytan bilmezem
Şairi anlamayan sofular onu “şeytan” diyor, ancak şaire göre gerçek şeytan bu ikiyüzlü sofulardır. Çünkü onlar ibadeti aşk için değil çıkar için yapıyorlar. Yaptıkları ibadet karşılığında cennete gidip güzel zaman geçireceklerine inanıyorlar. Oysaki şairdeki Allah aşkı çıkarsız ve karşılıksızdır.
Sofî-i sâlûs nedendür
Hüsne münkir geçindügi
Ne acep belâ gelüpdür
Şu ki ben Hak’tan bilmezem
Sofilerin ikiyüzlü oluş nedeni gerçek güzelliği inkâr etmelerindendir. İnsanın başına ne bela gelirse gelsin Allah’tan değil, ikiyüzlü sofulardan gelir. Zira sofular iyiliğin de kötülüğün de Allah’tan geldiğini söyler.
İnsân-ı kâmil ki dirler
Mustafa’dur Murtaza’dur
Dahi kim vardur cihanda
Ben gayrı insan bilmezem
Şair bu dörtlükte “insan-ı kâmil” (olgun insan, ermiş) terimine vurgu yapıyor. Tasavvufta “insan-ı kâmil” Allah’a ulaşabilen olgun insanlara denir. Şair, Hz. Muhammed (Mustafa) ve Hz. Ali (Murtaza) dışında insan-ı kâmil tanımadığını söylüyor.
O şâh-ı hüsnün ışkuna
Özümi vîrân kılmışam
Kaygusuz Abdal’dur adum
Cübbe vü kaftan bilmezem
Şair, şeyhinin güzelliği karşısında (bu manevi bir güzelliktir) kendinden geçmiştir. Şair, bu dörtlükte cübbe ve kaftanı mecaz anlamda kullanıyor. Genelde cübbeyi hocalar, kaftanı da zengin kişiler giyer. Şair, kendisi için hocalığın da zenginliğin de bir anlam taşımadığını ifade ediyor. Onun için önemli tek şey Allah aşkıdır. Bu dörtlükte hocalara ve zenginlere yani dünya malına değer verenlere ince bir eleştiri vardır.
Şiirdeki Söz Sanatları
Bana derler ki şeyâtîn” dizesindeki “şeyatin” sözünde “benzetme sanatı” var.
O şâh-ı hüsnün ışkuna” dizesinde “şah, hüsn, ışk” kelimeleri birbiriyle ilgili olduğu için “tenasüp sanatı” var.
Senün yolını azdırur” dizesinde geçen “yol” kelimesinde “mecaz sanatı” var.
Bilmezem” sözünde “tecahül-i arif” sanatı var.
Dil ve Anlatım
Tasavvuf düşüncesine uygun bir biçimde yazılmış şiirin anlatımında ince bir alay ve ince bir eleştiri sezilir. Şairin, temiz bir dili; kıvrak, nükteli, özgün bir söyleyişi vardır. Şiirde 14.yüzyıl Türkçesinin özellikleri görülür.
Şiirde bazı tasavvufi kavramlar (dost, insan-ı kâmil) kullanılmış, bazı kelimeler de (şeyatin, cübbe, kaftan) gerçek anlamının dışında kullanılmıştır. Bu da şiire görünen anlamının dışında derin anlamlar kazandırmıştır.
Kaygusuz Abdal
Kaygusuz Abdal’ın asıl adı Alâeddin Gaybi’dir. Padişah II. Murat döneminde 1341-1444 yılları arasında yaşadığı, babasının Alaiye (Alanya) Beyi Hüsameddin Mahmud olduğu söylenir. Kaygusuz Abdal’ın hayatı hakkındaki bilgilerin çoğu Bektaşi menkıbelerine dayanır. Menkıbelere göre Gaybi, Abdal Musa’ya ait tekkede yetişmiştir.
Kaygusuz Abdal, kırk yıl Abdal Musa’nın tekkesinde hizmet etmiş, Rumeli’yi dolaşmış, Edirne, Filibe ve Manastır’da bulunmuştur. Daha sonra Hacca gitmiş, Mısır’da kurduğu tekkeye şeyh olmuştur. Yine menkıbelere göre Mısır’da ölmüş ve bir mağaraya gömülmüştür.
Kaygusuz Abdal’ın hayatı, doğum ve ölüm yılları hakkında belgelere dayalı kesin bilgiler yoktur. Eserlerinden 15.yüzyılda yaşadığı, Anadolu ve Rumeli’nde pek çok yeri gezmiş olduğu, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Şiirlerinden anlaşıldığına göre tasavvufu bütün ayrıntılarıyla öğrenmiş, İslam dini konusunda geniş bilgiler edinmiştir.
Kaygusuz Abdal, Bektaşiler arasında çok saygı görmüş bir ozandır. Yunus Emre’nin açtığı yolda yürümüş; hem aruz, hem de hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Tasavvuf felsefesine dayanan şiirlerinde ince bir alay görülür. Yobazlığı ve ikiyüzlü sofuluğu eleştirir. Şiirlerinde temiz bir dil, kıvrak ve özgün bir söyleyiş vardır.
Kaygusuz Abdal’ın hem tasavvufla ilgili hem de halk şiirinin genel konularıyla ilgili şiirleri vardır. Tasavvuf i şiirlerinin yanında tekerlemeler ve şathiyeler de yazmıştır.
Eserleri: Divân, Gülistân, Mesnevi-i Baba Kaygusuz (3 cilt), Gevhernâme, Minbernâme, Budalanâme, Kitab-ı Miğlâte, Vücûdnâme, Risâle-i Kaygusuz Abdal (tercüme), Saraynâme, Dil-güşâ

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi