Faruk Nafiz Çamlıbel “Çoban Çeşmesi” Şiir İncelemesi


Çoban Çeşmesi   
Deriden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar!
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?
Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca,
Yol almış hayâtın ufuklarınca;
O hızla dağları Ferhad yarınca,
Başlamış akmağa çoban çeşmesi.
O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi!
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,
Kerem’in sazına cevap veren bu
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu…
Sızmazdı toprağa çoban çeşmesi
Leylâ gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Ne şâir yaş döker, ne âşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdâlar.
Beyhûde seslenir, beyhûde çağlar
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi.
                    Faruk Nafiz Çamlıbel
Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi
Nazım biçimi: koşmadır.
Nazım birimi: dörtlüktür.
Ölçüsü: 6+5 duraklı, 11’li hece ölçüsüdür.
Uyak şeması: “abab / cccb / dddb / eeeb / fffb / gggb”
Şiirin Ahenk Unsurları
Uyak ve Redifler
---ağlar
---bağlar     “ağlar” zengin uyak (tunç uyak)
---sarınca
---ufuklarınca
---yarınca    “-arınca” zengin uyak
---derdi
---delerdi.
---verdi      “-erdi” zengin uyak
---gösteren bu
---veren bu
---gönderen bu   “-en bu” redif; “-er” tam uyak
---mezarda
---dağlarda
---arar da      “-arda” zengin uyak
---ağlar
---sevdâlar
---çağlar      “-lar” zengin uyak
---uzağa çoban çeşmesi
---dağa çoban çeşmesi
---akmağa çoban çeşmesi
---dudağa çoban çeşmesi
---toprağa çoban çeşmesi
---bağa çoban çeşmesi
---sağa çoban çeşmesi   “-a çoban çeşmesi” redif; “-ağ” tam uyak
Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları
Şiirde ahenk; uyak ve rediflerin dışında, aliterasyon (ş, r, n), asonans (e, a) ve kelime tekrarlarıyla (derinden derine, uzaktan uzağa, bağdan bağa ) sağlanmıştır. Ayrıca “çoban çeşmesi” tamlaması şiirde her dörtlüğün sonunda tekrar edilerek hem ahenk güçlendirilmiş hem de anlam bütünlüğü sağlanmıştır.
Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi
Şiirin teması: geçmişe duyulan özlemdir. Bu tema çerçevesinde şair, doğayı ve eski efsanevi aşkları da dile getiriyor.
Açıklama – Yorum
Şair, Anadolu’da ıssız bir yerde akan çoban çeşmesine bakıyor. Bu çeşmenin pek çok efsaneye tanıklık ettiğini düşünüyor.  Çağıldayan su, adeta bağlara ve gelip geçen yolculara bir şeyler anlatmaktadır.
Deriden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar!
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?
Irmakların derinden derine ağlaması Anadolu insanının dertle, acıyla, sıkıntıyla yüklü olduğunu ifade eder. Burada yer alan ırmaklar da bağlar da çeşme de Anadolu insanını simgeler.
Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca,
Yol almış hayâtın ufuklarınca;
O hızla dağları Ferhad yarınca,
Başlamış akmağa çoban çeşmesi.
Şair, çoban çeşmesine bakarak, geçmişte yaşanan ve efsaneleşen aşkları anımsıyor. Çoban çeşmesi de dile gelmiş adeta bu aşkları anlatıyor.
Şair, ilk olarak Ferhat ile Şirin’in efsanevi aşkını anımsıyor. Mecnun, aşkı için hayatı pahasına dağları delerek suyu getirmeyi başarmış, ancak Şirin’e kavuşamamıştır. Şair, belki de bu çeşmeden akan Mecnun’un dağları delerek getirdiği sudur diye düşünüyor.
O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi!
Şair, çoban çeşmesinin eskiden gürül gürül aktığını, taşı delecek, mermeri oyacak nitelikte olduğunu, sayısız kişinin susuzluğunu giderdiğini söylüyor. Kaç kişinin dudağı değdi diyerek pek çok aşığın bu çeşmeden su içtiğini hayal ediyor.
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,
Kerem’in sazına cevap veren bu
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu…
Sızmazdı toprağa çoban çeşmesi
Bu dörtlükte şair, Kerem ile Aslı’nın aşkını anımsatıyor. Aslı, uzaklara gidince Kerem onun peşinden yollara düşmüş ikisi de bu çeşmeden mutlaka su içmiştir diye düşünüyor. Belki de Kerem, tek başına aşkını sazıyla dile getirirken, çeşme onu dinlemiş ve akan suyun sesiyle cevap vermiş, onun derdine ortak olmuştur. Şair, burada çoban çeşmesini kişileştirerek Anadolu insanının ortak değerlerinden birini vurguluyor.
Leylâ gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu dizelerde şair bize Leyla ile mecnunun aşkını anımsatıyor. Artık eski aşkların kalmadığını dile getiriyor. Şaire göre çoban çeşmesi de o eski efsanevi aşkları aramaktadır.
Şair, aslında bu dizelerde geçmişe duyduğu özlemi dile getiriyor. Geçmişte yaşanan efsanevi aşkları, doğal güzellikleri, tüm dert ve sıkıntılarına rağmen Anadolu insanının doğayla iç içe süren yaşantısını özlüyor.
Ne şâir yaş döker, ne âşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdâlar.
Beyhûde seslenir, beyhûde çağlar
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi.
Şairin geçmişe duyduğu özlem bu dizelerde daha da belirginleşmektedir. Ne şairler yaş dökmekte ne de âşıklar ağlamaktadır. Hepsi geçmişte kalmıştır. Gerçek aşktan ve âşıklardan eser kalmamıştır. İnsanlar artık aşka ve geleneklere önem vermemekte gittikçe maddi bir yapıya bürünmektedir. Çoban çeşmesinin çağıldaması boşunadır, artık eski sevdalar tarihe karışmıştır.
Dil ve Anlatım
Şair, Milli Edebiyat akımının temel ilkelerinden biri olan Türkçeyi sadeleştirme anlayışına bağlı kalarak bu şiirinde açık, yalın ve sade bir dil kullanmıştır. Şiirin dili herkesin anlayabileceği, halkın konuştuğu Türkçedir.
Geçmişe duyulan özlemin, efsanevi aşkların ve doğal güzelliklerin akıcı bir dille anlatıldığı şiirde tasvir ve tahlillere de yer verilmiştir.
Şiirdeki Edebi Sanatlar
Deriden derine ırmaklar ağlar” dizesinde teşhis (kişileştirme) sanatı vardır. Irmaklara insan özelliği verilmiştir.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar!” dizesinde nida (seslenme) sanatı ve teşhis sanatı vardır.
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?” dizesinde teşhis sanatı vardır.
Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca” dizesinde teşhis sanatı ve telmih (eski bir olayı anımsatma) sanatı vardır.
O hızla dağları Ferhad yarınca” dizesinde telmih sanatı ve mübalağa sanatı vardır.
“O hızla dağları Ferhad yarınca,
 Başlamış akmağa çoban çeşmesi” dizelerinde hüsn-i talil (çeşmenin akmaya başlaması güzel bir nedene bağlanıyor) sanatı vardır.
O zaman başından aşkındı derdi” dizesinde teşhis sanatı vardır.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi” dizesinde istifham (soru sorma) sanatı, “yanık” kelimesinde mecaz sanatı vardır.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi” dizesinde istifham sanatı vardır.
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,
   Kerem’in sazına cevap veren bu” dizelerinde Kerem ile Aslı’nın aşkını anımsattığı için telmih sanatı vardır.
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu” dizesinde “kuru-yaş” kelimelerinde tezat sanatı vardır.
Leylâ gelin oldu, Mecnun mezarda” Leyla ile Mecnun’un aşkını anımsattığı için telmih sanatı vardır.
Ateşten kızaran bir gül arar da” dizesinde çoban çeşmesine (arayan) insan özelliği verilmiştir. Bu nedenle istiare ve teşhis sanatları vardır.
Beyhûde seslenir” sözünde teşhis sanatı vardır.
Genel Değerlendirme
Faruk Nafiz Çamlıbel, Anadolu’yu ve Anadolu insanını sıklıkla şiirlerine konu etmiş bir şairdir. Bu şiirinde de Anadolu’nun değerlerinden biri olan çoban çeşmelerini konu edinmiştir. Çoban çeşmesinin pek çok yolcunun susuzluğunu giderdiğini, pek çok aşka tanıklık ettiğini dile getirmiştir.
Şair, Anadolu’nun keşfedilmemiş pek çok güzelliğinin olduğuna dikkat çekerek Anadolu insanına duyarlılıkla yaklaşmıştır. Anadolu’nun kültürel ve sanatsal değerlerini dile getiren şair, öz değerlerimizin unutulmaması gerektiğini şiirin her dörtlüğünde işlemiştir. Şair, Anadolu gerçeğini bir Anadolu sevdası olarak ele almış, insanlarımızın kendi değerlerine yabancılaşması, maddi ve manevi unsurlarının farkında olmayışına dikkat çekmiştir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi