Tarık Buğra Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri


Hayatı
Tarık Buğra, 2 Eylül 1918’de Akşehir’de doğdu. Babası Mehmet Nazım Bey, annesi Nazike Hanım’dır. Tarık, ilkokulu ve ortaokulu Akşehir’de bitirdi. Lise öğreniminin 2 yılını İstanbul Erkek Lisesinde okuduktan sonra 1936’da Konya Lisesinden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2, Ankara Hukuk Fakültesinde 4 yıl okudu. 1942 yılında askere gitti. Askerlik dönüşü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne devam etti. 1951’de ayrıldı.
Tarık Buğra, 1947-1949 yılları arasında Şişli Terakki Lisesi öğretmen yardımcılığında bulundu. 23 Ağustos 1950’de yazar Jale Baysal’la evlendi. Bu evliliklerinden 1951 yılında Ayşe adında bir kızları oldu. 1968 yılında ayrıldılar.
1975 yılında Hatice Hanım’la evlenen Tarık Buğra, geçimini kalemiyle sağladı. Hayatı yokluklar ve sıkıntılar içinde geçti. Akşehir’de “Nasrettin Hoca” gazetesinde yazmaya başladı. İstanbul’a gelince “Milliyet”, “Yeni İstanbul”, “Haber” ve “Tercüman” gazetelerinde fıkralar yazdı, sanat sayfaları düzenledi. Haftalık “Yol” dergisini çıkardı.
Edebiyat dünyasına küçük hikâyelerle girdi. “Cumhuriyet” gazetesinin açtığı bir yarışmada “Oğlumuz” adlı öyküsü ikinci oldu. Bu onun için yeni bir dönüm noktası oldu. “Çınaraltı” ve “İstanbul” adlı dergilerde öykü yazmaya devam etti. “Hisar” dergisi ve “Türkiye” gazetesinde de yazan Tarık Buğra, 26 Şubat 1994 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.
Edebi Kişiliği
Tarık Buğra kelime hazinesi zengin bir yazardır. Kelimeleri büyük bir dikkat ve ustalıkla kullanır. Eserlerinde gereksiz kelimelere yer vermez.
Yazarın eserlerinde sanat, insanlık sevgisi ve aşk iç içedir. Hayatı ve insanı gerçek değerleri ile ele alan yazar, onları kendi düşünceleri doğrultusunda idealize eder. Eserlerinde şahıslar arasındaki ilişkileri işlerken, toplumsal çatışmaları ve haksızlıkları psikolojik açıdan değerlendirir.
Öykülerinde daha çok yakın çevre, aile hayatı, sevda ilişkileri, küçük kasaba izlenimleri gibi bireysel konuları işlemiştir. Öykülerinden hüznü tanıyan bir yazar olduğu anlaşılmaktadır. Öykülerinde çocukluğunun, vefasızlıkların, kırılmışlıkların ve yarım kalmış bir şeylerin hüznü vardır.
Tarık Buğra’nın bazı romanlarında insan, bazı romanlarındaysa konu ön plandadır ancak ikisi de her zaman dengelidir. “Küçük Ağa” romanında milli mücadele yıllarını farklı bir açıdan ele alan yazar, “Gençliğim Eyvah” romanında 1970’li yıllarda Türkiye’nin en önemli sorunu haline gelen terör olaylarının perde arkasını, “Yağmur Beklerken” adlı eserinde Serbest Fırka dönemini, “Osmancık” romanında ise Osmanlı devletinin kuruluşunu anlattı.
Yayınlanan dört tiyatro eserinden “İbiş’in Rüyası”nda (romandan uyarlama) iki kişi arasında geçen son derece duygulu ve fırtınalı bir aşkı, “Akümülatörlü Radyo” adlı eserinde yarım kalmış mutlulukların öyküsünü, “Ayakta Durmak İstiyorum” ve “Yüzlerce Çiçek Birden Açtı” oyunlarında ise özgürlük ve bağımsızlığa hasret insanların dramını anlattı.
Tarık Buğra roman, hikâye ve tiyatro dışında deneme ve fıkralar da yazdı. Her türlü basmakalıp anlayışı reddeden, bağımsız bir sanat anlayışını benimseyen yazar, canlı üslubu, güzel Türkçesi, derin karakterleri ile Türk öykü, roman ve tiyatro yazarları arasında önemli bir yere sahiptir.
Eserleri
Öykü
Oğlumuz (1949)
Yarın Diye Bir Şey Yoktur (1952)
İki Uyku Arasında (1954)
Hikâyeler (1964, yeni eklemelerle 1969’da yeniden basıldı)
Roman
Siyah Kehribar (1955)
Küçük Ağa (1964)
Küçük Ağa Ankara’da (1966)
İbiş’in Rüyası (1970)
Firavun İmanı (1976)
Gençliğim Eyvah (1979)
Dönemeçte (1980)
Yalnızlar (1981)
Yağmur Beklerken (1981)
Osmancık (1983)
Tiyatro
Ayakta Durmak İstiyorum
Akümülatörlü Radyo
Yüzlerce Çiçek Birden Açtı
İbiş’in Rüyası (Roman olarak yazılan eser oyunlaştırıldı ve sahnelendi)
Deneme ve Fıkra
Gençlik Türküsü (1964)
Düşman Kazanmak Sanatı (1979)
Politika Dışı (1992)
Gezi Yazısı
Gagaringrad (Moskova Notları, 1962)

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi