Halide Nusret Zorlutuna “Git Bahar” Şiir İncelemesi


Git Bahar
Çekil, bu gölgeli yolda gezinme,
Bahar, bakışların yine pek sarhoş!
Yanılıp gönlüme misafir inme,
Kapısı kilitli, mihrabı bomboş.
Mabettir orası, meyhane değil.
Ziyalar, kokular, sesler, çiçekler…
Ömrünün her günü bir başka düğün!
Bülbüller koynunda aşkı çiçekler
Güller dökülürler göğsüne bütün,
Gerçekten güzelsin efsane değil.
Altınlı başında papatya niçin?
Sarı saçlarına pembe gül takın!
Git bahar, gönlümde ibadet için,
Diz çöken kızları ürkütme sakın,
Kalbime girme, o, kâşâne değil.
Git bahar, git bahar… Uzaklarda gül,
Denize renginden bırak hediye.
Ufuklarda gezin, semaya süzül,
Kalbime sokulma “peymane!” diye
Gördüklerin kandil… Peymane değil!
               Halide Nusret Zorlutuna
Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi
Nazım birimi: Şiir dörtlük ve tek dize biçiminde dört bölümden oluşmaktadır.
Uyak şeması: “abab c / dede c / fgfg c / hıhı c” biçimindedir.
Ölçüsü: 11’li hece ölçüsüdür.
Şiirin Ahenk Unsurları (Uyak ve Redifler)
a---gezinme
b---sarhoş
a---inme        “me” redif; “in” tam uyak
b---bomboş   “oş” tam uyak
c---meyhane değil
d---çiçekler
e---düğün
d---çiçekler   “çiçekler” redif
e--- bütün      “ün” tam uyak
c--- efsane değil
f---niçin
g---takın
f---için     “için” zengin uyak (tunç uyak)
g---sakın   “akın” zengin uyak
c---kâşâne değil
h---gül
ı---hediye
h---süzül     “ül” tam uyak    
ı---diye      “diye” zengin uyak (tunç uyak)
c---peymane değil   “değil” redif; “ane” zengin uyak
Şiirin teması: işgal altındaki vatandır. İlk bakışta bir bahar tasviri yapıldığı görülür. Şair, baharla duyguları arasında bir bağ kurar, ancak şair mutlu değil hüzünlüdür. Çünkü vatan işgal altındadır.
Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi (Açıklama – Yorum)
Osmanlı devletinin 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesini imzalamasıyla vatan toprakları düşman askerleri tarafından işgal edilir. Şair, yurdun işgalinden duyduğu hüzünle, bahar mevsimini sevinç ve neşe içinde değil matemle karşılar.
Çekil, bu gölgeli yolda gezinme,
Bahar, bakışların yine pek sarhoş!
Yanılıp gönlüme misafir inme,
Kapısı kilitli, mihrabı bomboş.
Mabettir orası, meyhane değil.
Şair, kendisini Türk milletinin sesi, yüreği ve vicdanı olarak görüyor. Onun ifadeleri milletin hissettiklerinin birer yansıması gibidir. Mütareke sonrası Türk milletinin taşıdığı ruh hali şiirde somut bir hal alıyor. Baharın getirdiği mutluluk duygusunu yok eden, vatanın düşman işgaline uğramasıdır. Bahar gelmiş, çiçekler açmış, doğa güzelliklerle süslenmiştir. Doğadaki tüm canlılar bu mevsimi neşe içinde karşılamaktadır. Ancak Türk milleti, baharı neşe içinde karşılayamamıştır. Şair, gönlünü baharın getirdiği bütün duygulara kapatmıştır. Çünkü yurdu işgal altındadır ve orası tıpkı mabet gibi kutsal bir yerdir. Mabedin sahipleri gaflet uykusundan uyanmış, yas tutmaktadır.
Ziyalar, kokular, sesler, çiçekler…
Ömrünün her günü bir başka düğün!
Bülbüller koynunda aşkı çiçekler
Güller dökülürler göğsüne bütün,
Gerçekten güzelsin efsane değil
Şair, bu dizelerde baharı tasvir ediyor. Işıklar, güzel kokular, sesler, çiçekler, bülbüller, güller ve doğanın canlanışı hep baharın müjdecisidir. Şair, bahar gerçeğini kabul ediyor, ancak işgal altında olan bir millet için bu güzelliklerin ve coşkunun bir önemi yoktur. Şaire göre bahar, ancak hürriyet ve bağımsızlıkla bir anlam kazanır.
Altınlı başında papatya niçin?
Sarı saçlarına pembe gül takın!
Git bahar, gönlümde ibadet için,
Diz çöken kızları ürkütme sakın,
Kalbime girme, o, kâşâne değil.
Şair, yurdun işgaliyle kalbinin kırık ve başka sevgilere kapalı olduğunu söylüyor. Çünkü gönlünde vatan ve millet aşkı vardır. Kalbini başka sevgi ve duygulara açabilmesi için yurdu üzerindeki esaretin kalkması gerekmektedir.
Git bahar, git bahar… Uzaklarda gül,
Denize renginden bırak hediye.
Ufuklarda gezin, semaya süzül,
Kalbime sokulma “peymane!” diye
Gördüklerin kandil… Peymane değil!
Şair, yas tutan milletin, bir bireyi olarak kendini bahar sarhoşluğuna kaptırmaz. Milletin istikbali için uyanık olmak zorundadır. Bu nedenle baharı sevinç ve mutlulukla karşılamaz. Milletinin derdiyle dertlenmekte, duygu ve düşüncelerini dile getirmekte, esaret karşısında onların sesi olmaktadır. Türkün yapısına, onuruna ve yaşam biçimine aykırı bu durum, bu esaret son bulmadıkça Türk ulusu için bahar gelmeyecektir.
Dil ve Anlatım
Şiirde dil sade; anlatım açık, yalın ve akıcıdır. Şiirde “değil” ve “kalp” kelimeleri sık tekrar edilmiştir.
Şiirde geçen “sarhoş, mabet, mihrap, meyhane” kelimeleriyle şair, esareti somutlaştırmayı hedefliyor. Bu kavramlar arasındaki tezatlık bahar ile esaret arasındaki çelişkinin şiire yansımasıdır. Şiirdeki “gül, kalp, kâşane, peymane” arasında örtük bir ilişki söz konusudur. Bu kelimelerle şairin ruh hali ve yansımaları adeta resmedilmiştir.
Şiirde işlenen tema ile kullanılan hayal unsurları arasında bir paralellik vardır. Şiir bir dönemi ve o dönemde yaşanan duygu ve düşünceleri yansıtmaktadır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi