Ahmet Hamdi Tanpınar “Ne İçindeyim Zamanın” Şiir İncelemesi


Ne İçindeyim Zamanın
Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.
Bir garip rüyâ rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgârda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Başım sükûtu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi
Nazım birimi: dörtlüktür.
Ölçüsü: 8’li hece ölçüsüdür.
Uyak şeması: “abab / cdcd / efef / ghgh”  biçiminde çapraz uyaklıdır.
Uyak ve Redifler
---zamanın    
---ânın         “ın” redif; “an” tam uyak (tunç uyak)           
---dışında   
---akışında   “ında” redif; “ış” tam uyak
---rengiyle   
---bile           “le” tam uyak
---şekil
---değil        “il” tam uyak
---öğüten
---değirmen     “en” tam uyak
---ermiş
---derviş          “iş” tam uyak
---sarmaşık     
---ışık              “şık” zengin uyak
---sezmekteyim
---yüzmekteyim   “teyim” redif; “zmek” zengin uyak (Buradaki –mek eki redif gibi görünse de “yapım eki” olduğu için uyak durumundadır.)
Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi (Açıklama-Yorum)
Şairin hayal gücünde canlanan, şekillenen, onu kuşatan zaman, şiirde başka bir zamana geçme isteğinin yansımaları olarak karşımıza çıkıyor.
 Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.
Şair, zamanı akış halinde algılıyor. “Zaman” sürekli akmaktadır ve karmaşık bir yapıya sahiptir. “An” ise uçsuz bucaksız zamanın içinde özel bir bölüm, kendi içinde geniş ama tek bir parçadır. Onu parçalarsanız anlamı ve sırları yok olur. Günlük hayatın ayrıntılarını zamanı bölen şekiller olarak kabul eden şair, bu şekillere çok uzaklardan bakmak istiyor. Anın bütünlüğü içinde adeta yeni bir hayat yakalıyor. Bu yeni hayatın boyutları, rengi, sesi, kokusu net değildir.
Bir garip rüyâ rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgârda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Bu dörtlükte rüya imgesini görmekteyiz. Şair, nesnelerin görünenden farklı olduğunu, nesnelerin rüya rengine bürünmüş saydam bir durumu yansıttığını ifade ediyor. Rüya imgesi şairin ruhsal durumu da yansıtmaktadır.
Bu garip rüya rengi, şuurunun üzerine geçirilmiş tülden bir perdedir. Her şekil yani dış alem, gizemli bir görünüş kazanmıştır. Bu gizemli rüya hali şairi maddi yapının ağırlığından kurtarıp hafifletiyor. Şair, burada tüy kelimesini özellikle kullanmıştır. Çünkü tüy hafiflemenin en iyi anlatımıdır. Tüyün ağırlığı yok gibidir. Bu manevi hafifleme kendinden geçmeyi, başka bir aleme geçişi sembolize etmektedir.
Başım sükûtu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.
Bu dörtlükte şair kendini, fiziksel dünyanın ötesinde uçsuz bucaksız bir değirmen imgesiyle ifade etmiştir. Kaybolan bir zamanın, soyut bir dünyanın resmini imge yoluyla vermiştir. Değirmen zamanın dişlileri arasında tüketilen, kendi içinde yeniden var olan derin bir zaman algısının ifadesidir. Şair, hafiflemeye manevi bir boyut kazandırarak, kendini muradına ermiş abasız, postsuz bir dervişe benzetiyor. Böylece şair, kendinden geçmeyi farklı bir biçimde ifade ediyor. Şairin tasavvufçu olmamasına rağmen tasavvuf düşüncesinden etkilendiği görülüyor.
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.
Şair, görünmeyen âlemlerin bir sarmaşık gibi insanı kuşattığını ifade ediyor. Seçilen sarmaşık imgesi zamanın üç boyutuna da uymaktadır. Şair, dış âlemin ağırlığından kurtulmuş ve onu kendi istekleri doğrultusunda yeniden yapılandırmıştır. Şair, artık kendi kurduğu bir dünyadadır. Kökünü rüya halinin beslediği yeni bir dünyada ve onu çevreleyen mavi bir ışık içinde yüzmektedir. Bu ışık imgesi bize ölümü çağrıştırmaktadır. Şair, huzurun bu iki dünyanın sınırında olduğunu belirtmektedir. Mavi genelde serinliği ifade ettiği için, tüy gibi hafiflemiş bir insanın mavi ışık ortasında yüzmesi de hayal edilen âleme uygundur.
Dil ve Anlatım
Sade bir dille yazılan şiir, etkileyici bir üsluba sahiptir. Şair, iç dünyasında yaşadığı metafizik sorunları yarattığı imgelerle başarılı bir şekilde şiirine yansıtmıştır. Sesin ve anlamın uyumlu olduğu şiirde, şairdeki mükemmeliyet fikrinin ne kadar güçlü olduğu görülür.
Şair, kelimeleri titizlikle kullanarak ve çağrışımlardan yararlanarak yarattığı imgelerle zamanı adeta resmediyor. Kullanılan kelimeler imge yönüyle birbirini tamamlıyor ve zihnimizde soyut bir âlemin nasıl olabileceği izlenimini uyandırıyor. Bunu yaparken de somut varlıklardan yararlanıyor.
Genel Yargı
Şiir başka bir zamana geçme isteği üzerine kurulmuştur. Şair, şiir yazmanın verdiği coşkunlukla böyle bir ruh haline girmiştir. Şairin başka bir zamana geçme isteğinin arkasında yaşadığı zamanı beğenmeme duygusu da olabilir. Şairin yaşadığı zamandan pek memnun olmadığı hemen hemen her eserinde görülebilir.
Tanpınar, zamanı bir bütün olarak algılamakta ve bu dünyanın karamsarlığını unutmak adına geniş bir anda var olan huzuru istemektedir. Huzurun zaman boyutuyla farklı yaşanabileceğini ifade eden şair, kendisini iki dünyaya da ait olmayan biri olarak görmektedir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi