Yahya Kemal Beyatlı “Akıncı” Şiir İncelemesi


Akıncı
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kaafilelerle…
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan,
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.
Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla…
Cennette bugün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
                         Yahya Kemal Beyatlı
Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi
Nazım birimi: beyit
Ölçüsü: aruz ölçüsü
Kalıbı: “mef’û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün”
Uyakları:
---şendik
---yendik     “endik” zengin uyak (İlk bakışta “-dik” ekleri redif gibi görülse de buradaki “dik” ekleri farklı anlamlar içermektedir. Birincisi ek eylem, ikincisi geçmiş zaman görevinde kullanılmıştır.)
---İlerle
---kaafilelerle   “-lerle” zengin uyak
---koldan
---yoldan     “-dan” redif; “-ol” tam uyak
---atlarımızla
---hızla             “-la” redif; “-ız” tam uyak
---görürüz de
---gözümüzde   “-üzde” zengin uyak
---şendik
---yendik     “-endik” zengin uyak
Şiirin Anlam Yönünden İncelenmesi
Akıncılar, Osmanlı döneminin hafif silahlı, atlı askerleridir. Daha çok Rumeli sınırlarına yakın bölgelerde bulunurlardı. Düzenli ve disiplinli bir teşkilat yapısına sahiptiler. Tamamı Türk asıllı askerlerden oluşuyordu. Savaşlardan önce düşman topraklarına akınlar yaparlardı. Görevleri sınır güvenliği ve ordunun savaş sırasında sınırları aşarak güvenle ilerlemesini sağlamaktı. Akıncılar, hızlı hareket eder, ordudan önce düşman topraklarına girerek keşifler yapar, bilgi toplar, düşman üzerinde korku, panik ve şaşkınlık yaratırlardı.
Akıncı şiirinde şair, akıncıların kahramanlıklarını sanat görüşü doğrultusunda destansı bir biçimde, coşkulu bir dille anlatılır. İlk beyitte akıncıların bin atlıdan oluştuğu, yeni yurtlar kazanma yolunda son derece neşe ve heyecan içinde oldukları gözler önüne serilir. Bu beyitte şairin, akıncıların savaş alanına çocuklar gibi güle oynaya gittiğini söylemesi ve “dev gibi bir ordu” benzetmesi şiire epik bir söyleyiş kazandırır. Bu benzetme her ne kadar düşman kuvvetlerin sayıca üstünlüğünü ifade etse de anlatıma masalsı bir hava katmaktadır.
İkinci beyitte akıncıların bir beylerbeyi yönetimi altında teşkilatlandığı ve akın yapılan coğrafyanın Balkanlarda Tuna Nehri civarında olduğu belirtilmektedir. Ak rengi Türkler için ululuk, adalet ve gücün sembolüdür. Buradan hareketle ak tolgalı beylerbeyinin oldukça heybetli, adaletli ve güçlü bir yönetici olduğunu söyleyebiliriz. Aslında akıncıların başında “beylerbeyi” değil “akıncı beyi” bulunurdu. Osmanlı eyalet sisteminde valilere beylerbeyi deniyordu. Şairin akıncı beyine beylerbeyi demesinin nedeni ölçü ve ahenk kaygısından kaynaklanmaktadır. Şair, ölçü ve ahengin bozulmaması için böyle bir yola başvurmuştur.
Üçüncü beyitte yapılan benzetmelerde akıncıların, sürekli düşman topraklarına akınlarda bulunduğu ifade edilmektedir. Askeri birliklerin çok hızlı bir biçimde yer değiştirerek baskın yapacakları, savaşacakları yerlere hızla vardıkları anlatılmaktadır. Şiirde “bin” ve “yedi” sayılarının kullanıldığı görülmektedir. Bin sayısı akıncıların sayısal gücünü ortaya koymaktadır. Yedi koldan atılmak deyiminde kullanılan yedi sayısı söz konusu akıncıların son derece organize bir biçimde saldırıya başladığını ifade etmek amacıyla seçilmiştir.
Dördüncü beyitte, devam eden bu akınlarda, akıncıların atlarının çok hızlı olduğu, göğün en yüksek katı olan arşa kadar hızlıca, uçarcasına vardıkları dile getirilmektedir. Yerden yedi kat arşa kanatlanan bu atlarla şair, akıncılığın olağanüstülüğü yanında kutsallığını da ifade ediyor. Akıncıların atları o kadar olağanüstü ki tıpkı “Burak” gibi hızla göğün yedinci katı olan arşa varıyor. Bu dizelerden bazı akıncıların savaş sırasında şehit olduğu anlaşılıyor. Şehit olanların sayısı belirtilmemekle birlikte “dev gibi bir ordu”yla savaştıkları için şehitlerin sayısı bir hayli fazla olmalıdır.
Beşinci beyitte, ilk dört beyitteki coşkun havanın biraz durgunlaştığı görülür. Bu beyitte “cennet”, “gül”, “kızıl hatıra” imgeleriyle şahadet kavramının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Akıncıların çarpışma sırasında şehit olduğu ve cennete uçtukları düşünülmektedir. Beyitte renk olarak kızılın kullanıldığı görülmektedir. Buradaki kızıl güller şehitliğin simgesi, kızıl hatıra ise göğüs göğse yapılan savaşta dökülen kanın ifadesidir.
Son beyit ise şiire giriş yapılan ilk beyitin tekrarı olarak karşımıza çıkar. Bir bakıma yinelenen bu dizelerde beşinci beyitteki cennet, kızıl hatıra, şahadet kavramlarının uyandırdığı durgunluk giderilerek epik bir coşku sağlanmak istenmektedir. Son beyit, her ne kadar sonunda şahadet olsa da “akıncılar, akınlarına ya da ölüme neşe içinde giderler ve karşılarındaki düşman ne kadar çok olursa olsun, onları yenmeyi başarırlar” duygusu uyandırmaktadır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi