Sürrealizm Nedir


Sürrealizm Akımı
Sürrealizm 1924’te Fransa’da ortaya çıktı. Sürrealistler, Freud’un psikanaliz yönteminden yola çıktılar. Buna uygun olarak sanatçı bilinçaltındakileri dışa vurarak eserlerini oluşturdu. Sürrealistlere göre akıl ve mantık değersizdir. İnsanı yönlendiren içgüdüleridir, bilinçaltıdır. Edebi eserlerde kişinin sevaplarının yanında günahlarının, ahlaka uygun davranışlarının yanında uygun olmayanların da bulunması gerekir.
Sürrealizm aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak, bilinçaltını yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımıdır.
Sürrealizmin Edebiyattaki İlkeleri
Akla karşı olma, bilinçaltını esas kabul etme: Sürrealistlere göre sanattaki her türlü gerçek, yaratışın kaynağı olan bilinçaltıdır. Bugüne kadarki dönemlerde insan hayat ve sanatın hemen hemen tek belirleyicisi ve yönlendiricisi akıl ve mantık olmuştur. Oysaki böyle bir tavır, insanın son derece eksik ve tek yönlü olarak tanınmasına sebebiyet vermiştir. Üstelik bu tanıma onun yapmacıklı ve maskeli yanıdır. Bu yolla saf ve asıl insana, onun gerçekliğine ulaşmak mümkün değildir. Gerçek insana ulaşmak için öncelikle onun şuuraltına inilmesi gerekir. Bunun tek yolu ise rüyalardır. İnsanlar ancak rüyalarında tam bir özgürlük içinde olabilir.
Sürrealistler, bu anlayışlarını sanat ortamına taşırken birtakım tekniklerden faydalanırlar.
Otomatik yazı: Sürrealizmde sanat, akıl ve mantığın oynadığı bir hüner gösterme oyunu değil, şuuraltının aracısız ve engelsiz bir aktarımı, sanatçı da bir yaratıcı değil, iç beninin emirlerini kâğıda geçiren bir otomattır. Andre Breton sürrealistlerin temel ilkelerinden biri durumundaki otomatik yazı konusunu şöyle açıklar: “Düşüncenizin kendi üzerinde toparlanmasına mümkün olduğu kadar elverişli olan bir yerde oturduktan sonra kâğıt, kalem getirin. Kendinizi elinizden gelen en pasif ve en alıcı duruma koyun. Kendi dehanızı, yeteneklerinizi ve başkalarınınkini bir yana bırakın. Edebiyatın, insanı her şeye götüren hazin yollardan biri olduğunu içinizden geçirin. Önceden düşünülmüş hiçbir konu olmadan çabuk yazın, aklınızda tutamayacak ve yazdığınızı yeniden okumak isteğinde bulunmayacak kadar çabuk yazın. İlk cümle kendiliğinden gelecektir, her saniyede, dışarıya vurmaktan başka bir şey beklemeyen, bilinçli düşüncenize yabancı bir cümlenin bulunduğu muhakkaktır.”
Otomatik yazıda noktalama işaretlerine, yazım kurallarına gerek olmadığı için bunları kullanmaya çalışmak gereksizdir. Çünkü noktalama işaretleri ve yazım kuralları şuuraltının akışına ve bu akışın devamına engel olacaktır. Otomatik yazının sonucu hiçbir zaman aklın, estetik amaçların, ahlaki değerlerin ve geleneğin denetimine tabi tutulamaz.
Mizah: Sürrealistler, mizah ve alaya büyük önem verirler; yaşam, toplum, insan ve olaylar karşısında alaycı bir tavır takınırlar. Bundaki amaçları çevremizi, hayatımızı, inançlarımızı oluşturan değer ve kurumların hâkimiyetini; bundaki akıl ve mantık dokusunu kırmaktır.
Harikulade: Harikulade, insan aklı ve mantığının gerçek diye ortaya koyduğu değer ve doğruları aşma eylemidir. Harikalar âleminde komik, olağanüstü ve esrarlı şeyler bir aradadır. İnsanı, aklın kabul ettiği gerçeklerin dışında yer alan hayal, fantezi, rüya ile yüz yüze getirir.
 Rüya: Sürrealistlerin temel çağrışım tarzlarından biri rüyadır. Zira rüya, insanın kendi iç dünyasına yönelme, bu dünyanın sırlarını yakalama imkânı verir. Rüyalar, uyanıkken yaşadığımız gerçeklerden daha gerçektir. Onlar, şuurumuzun bastırdığı şuuraltı gerçeklerinin sembolik dilidir.
Çılgınlık: Sürrealistler; akıl hastaları, uyuşturucu madde kullananlar ve paranoyalara karşı özel bir yakınlık ve ilgi duyarlar. Çünkü sarhoşluk, delilik, dengesizlik sürrealistlerin arzuladığı aklın kontrolünü ortadan kaldırarak asıl benliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Çocukluğa dönüş: Sürrealistlerde dikkati çeken bir başka husus çocukluğa dönüş, çocukluk dönemine özlemdir. Çünkü çocukluk, insan hayatının en hür, en serbest, en gerçekçi dönemidir.
Sürrealistlerde dil ve üslup: Sürrealistler, kendilerinden önceki edebi akımların yüzyıllar boyunca geliştirip işledikleri gelenekselleşmiş bütün edebiyat kurallarına karşıdırlar. Onlarda kişisel bir üslup kaygısı yoktur. Dilin kullanımında açık, anlamlı ve yararlı olmaya değer vermezler. Bol bol imaj kullanırlar ancak bu imajlar alışılmışın bir hayli dışında keyfi, şaşırtıcı ve yenidir.
Sürrealizm, büyük ölçüde edebiyatın şiir türünde yankısını bulmuştur. Bunun yanında yer yer roman ve tiyatro dalında da örnekleri veya temsilcileri vardır.
Sürrealist Sanatçılar
Andre Breton (1896 – 1966): Sürrealizmin kurucusu Fransız şair.
Paul Eluard (1895 – 1952): Dadaizm’e katılmış, sürrealizmin kurucularından olmuş, daha sonra gerçekçi sanata dönmüş, çağdaş Fransız şiirinin en önemli şairlerinden biridir.
Louis Aragon (1897 – 1982): Çağdaş Fransız edebiyatının önemli yazar ve şairidir.
Philippe Soupault (1897 – 1990): Sürrealizmin kurucularından Fransız şair ve yazarı.
Türk Edebiyatında Sürrealizm
Cumhuriyet döneminde “ikinci yeni” şairlerinin çoğunda, Orhan Veli’nin bazı şiirlerinde bu akımın izleri görülür.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi