Şiir Nedir Şiir Türleri


Şiir
Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak etkileyici bir dil ve anlatımla, ahenkli dizeler içinde yansıtılmasına şiir denir.
Edebi türlerin en eskisi şiirdir. Bugüne kadar şiirin birçok tanımı yapılmıştır. Bu tanımlar çağdan çağa, kişiden kişiye değişmiş, kesin bir tanıma ulaşılamamıştır. Şiir türü öznel nitelikleri ağır basan bir türdür.
Şiiri düzyazıdan ayıran ölçü, mısra, ahenk gibi unsurları vardır. Şiir (nazım) biçimindeki yazılara “manzum”, şiirin parçalarına da “manzume” denir.
Şiir Terimleri
Mısra (dize): Ölçülü ve anlamlı bir satırlık nazım birimidir.
Nazım birimi: Şiiri oluşturan mısra kümelerine nazım birimi denir. Bunlar dönemine ve dize sayısına göre beyit, bent, dörtlük gibi isimler alır.
Beyit: Aynı ölçüde olan ve anlamca bir bütünlük oluşturan, iki dizeden oluşan nazım birimidir.
Dörtlük: Dört dizeden oluşan nazım birimine dörtlük denir.
Bent: İkiden fazla dizeden oluşan nazım birimine bent denir. Bentler üç dize, dört dize, beş dize ya da daha fazla dizeden oluşabilir.
Ölçü (vezin): Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır.
Hece ölçüsü: Şiirde dizeleri oluşturan sözcüklerin hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. Hece ölçüsüyle yazılmış dizeler okunurken belli yerlerde durulur. Durulan bu yerlere durak denir.
Aruz ölçüsü: Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre, açık ya da kapalı oluşlarına göre düzenlenmesidir. Kısa ve açık heceler nokta (.) ile uzun ve kapalı heceler çizgi ( - ) ile gösterilir.
Serbest ölçü: Her şairin kendine göre oluşturduğu ahenge serbest ölçü denir. Bu ölçüde hecelerin sayısı ya da uzunluğu, kısalığı dikkate alınmaz.
Şiir Türleri
Lirik Şiir
Duygu ve düşünceleri coşkulu bir dille anlatan şiirlere lirik şiir denir. Eski Yunan edebiyatında şairler, şiirlerini lyra (lir) adında bir sazla söyledikleri için bu tür şiirlere lirik şiir denmiştir. Lirik şiir dünya edebiyatında en çok sevilen ve işlenen şiir türüdür.
Genellikle aşk, doğa, özlem, gurbet, vatan, ölüm gibi konuların işlendiği lirik şiirler insan yüreğine seslenen, okunduğunda insanı duygulandıran, coşturan şiirlerdir.  
Batı edebiyatında Rönesans devrim şairleri Petrarca, Ronsard daha sonra romantik şairler La Martine, Victor Hugo, Goethe, Schiller’in yazdığı şiirler bu türün başarılı örnekleridir.
Türk edebiyatında koşma, semai, varsağı, ağıt, mersiye, ilahi gibi nazım şekilleri lirik şiire yakın türlerdir.
Örnekler
Sone
Dağılır yele karşı altın saçları
Uçuşurdu bin bir büklüm içinde,
Bir hoş ışık vardı gözlerinde
Pırıl pırıl, sönmüş o zamandan beri.
Bir iyilik sarardı yüzünü bazen,
Bilmem belki de bana öyle gelirdi;
Ben, o sevdaya can atan deli
Nasıl yanıp tutuşmazdım o zaman.
Yürüdü mü yerden kurtulurdu sanki
Melekler öyle yürüse gerek; sözleri
Bir başka türlüydü insan sözlerinden.
Gökte bir ruhtu o, bir canlı güneşti.
Öyle gördüm ben; öyle değilmiş şimdi.
Yay gevşemiş, ne çıkar, yara gitmez gönülden
         Petrarca  (çeviren; Sabahattin Eyüboğlu)
Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları
                      İlhan Berk
Epik Şiir
Epik sözcüğü Yunancada destan anlamındaki “epope”den gelmektedir. Yazının bulunuşundan önceki dönemlerde ulusların hayatında derin izler bırakan tarihsel olayları dile getiren destanlar epik şiir türüne girer. Epik şiirlerde genellikle kahramanlık ve savaş temaları işlenir. Her epik şiirde tarihsel bir gerçek vardır. Epik şiirlerin çoğu okuyucuyu coşturduğu için lirik özellikler de taşır.
Halk edebiyatındaki koçaklama, destan, varsağı gibi nazım biçimleri ve türleri epik özellikler göstermektedir.
Örnekler
İliada
(…)
İkisi de zırhlarını giyinmiştiler;
Çıktı biri bir kalabalıktan, biri bir kalabalıktan,
Troialılarla Akhalar arasında yer aldılar;
Korkunçtu bakışları ikisinin de.
Onları böyle görünce bir şaşkınlıktır aldı
Atları iyi süren Troilarala tunç zırhlı Akhaları.
(…)
                        Homeros (çeviren: A. Erhat, A.Kadir)
Kuvayı Milliye
Kocatepe ihtiyar ve yanık bir bayırdır,
Ne ağaç, ne kuş sesi,
               ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin
       gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için
ve dünya karanlıkta daha bizim
                                 daha yakın
                                 daha küçük kaldığı için
ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
                    evimize, aşkımıza ve kendimize dair
                                                  sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını
                     seyrediyordu Kocatepe’den
                                dünyanın en yıldızlı karanlığını.
                                                    Nazım Hikmet

Koşma
Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Belimizde kılıcımız kirmani,
Taşı deler mızrağımın temreni.
Hakkımızda devlet vermiş fermanı,
Ferman padişahın dağlar bizimdir.
Dadaloğlu’m bir gün kavga kurulur,
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir,
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.
                           Dadaloğlu

5. Satirik Şiir
Eleştirici bir anlatım tarzıyla yazılan şiirlere satirik şiir denir. Bu tür şiirlerde bir kişi, olay veya durum iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bu tür şiirlere halk edebiyatında taşlama, divan edebiyatında hiciv, Batı etkisindeki Türk edebiyatında ise yergi adı verilir.
Örnekler
Yine de
Curnal yaz, kara sür, çanak yala,
Yalan dolan, türlü madrabazlık,
Yine de meteliğe kurşun at.
Beni şaşırtıyorsun Vakerra!
         Martialis (çeviren: Oktay Rıfat)
Kıta
Bize kâfir demiş müfti efendi
Tutalım ben diyem ana Müselman
Varıldıkta yarın rûz-i cezaya
İkimiz de çıkarız anda yalan
                                    Nef’i
Terkib-i Bend
Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zira feleğin meşreb-i nâ-sazı dönektir.
Ya bister-i kemhada, ya viranede can ver
Çün bay ü geda hake beraber girecektir.
Allaha sığın şahs-ı halimin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir.
Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kastedmesi cana gülerektir.
                                          Ziya Paşa
Didaktik Şiir
Belli bir düşünceyi aktarmak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi, ders vermek amacıyla öğretici nitelikte yazılan şiir türüdür. Didaktik kelimesi Yunanca “öğretici” anlamına gelen “didaktios” kelimesine dayanır. Daha çok dini, ahlaki, felsefi ve sosyal konularda yazılırlar. Manzum hikâyeler ve fabllar da bu gruba girer. Eski çağlarda ozanların eğitici öğretici kişiler olduğu kabul ediliyordu. Eski Yunan Edebiyatında Hesiodos bu türün ilk örneklerini vermiştir.
Örnek
İşler ve Günler
(…)
Ekin zamanı geldi mi doğru tarlaya!
Efendi, uşak erkenden iş başına;
Yaş, kuru toprak kazılmalı,
Kazılmalı ki başaklarla donansın.
Ekeceğin toprak dinlenmiş olmalı
Baharda havalanmış, yazın çapalanmış olmalı.
O zaman umutların boşa çıkmaz;
Nadas uğur getirir, çoluğunu çocuğunu ağlatmaz
Toprağın Zeus’una, ak yüzlü Demeter’e dua et
Olgun dolgun etsin kutsal başağı.
(…)     
           Hesiodos (çeviren: S. Eyüboğlu, A. Erhat)
Karga ile Tilki
Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı;
Ona nağme yapmaya başladı:
“Ooooo! Karga cenapları, merhaba!
Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz
Gözüm kör olsun yalanım varsa
Tüyleriniz gibiyse sesiniz
Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın;
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını düşürdü nevalesini,
Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
Size küçük bir ders vereceğim;
Alıklar olmasa iş kalmaz açıkgözlere;
Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire”
Karga şaşkın, mahcup biraz da geç ama
Yemin etti gayrı faka basmayacağına.
                  La Fontaine ( çeviren: Orhan Veli)
Pastoral Şiir
Kır ve çoban yaşamını, doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir.
Pastoral şiirlerin her türlü süsten, yapmacıktan, gösteriş ve söz oyunlarından uzak bir yapısı vardır. Bunlara bukolik (bucolica) şiir (çoban şiiri) de denir.
Pastoral şiirin iki biçimi vardır:
İdil: Bir ozanın ya da çobanın ağzından yazılıp kır yaşamının çekiciliğini, güzelliğini anlatan kısa şiirlere denir.
Eglog: Birkaç çobanın karşılıklı konuşmaları yoluyla oluşturulan aşk ve kır yaşamı üzerine duygu ve düşüncelerini yansıtan şiirlere denir.
Örnekler
Birinci Egloga
(…)
Meliboeus
Tityrus, sen yayvan kayın ağacı altında uzanmış,
İnce kavalınla kır havaları çalıyorsun;
Biz memleketimizi ve şirin tarlalarımızı bırakıyor,
Yurdumuzdan ayrılıyoruz. Sense,Tityrus, gölgede kaygusızsın,
Ormanlara güzel Amaryllis’inadınıyansıtmayı öğretiyorsun.
Tityrus
Ey Meliboeus, bize bu rahatı bir tanrı verdi.
Ağıllarımdaki körpe kuzuların kanı
Onun sunağını sık sık ıslatacak;
Onun izniyle, ineklerim keyfince dolaşıyor, ben de
Kavalımla istediğim havayı çalıyorum, görüyorsun.
(…)
                          Vergilius, Bucolica (Çoban şiirleri)
Çoban Çeşmesi
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlayan bağlar,
Ne söyler su dağa çoban çeşmesi
“Göynünü Şirin’in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmaya çoban çeşmesi…”
O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.
(…)
               Faruk Nafiz Çamlıbel
6. Dramatik Şiir
Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilirdi. Bu durum, dram tiyatro türünün 19, yüzyılda ortaya çıkışına kadar sürmüştür. Bundan sonra tiyatro metinleri düzyazı şeklinde yazılmaya başlar. Dramatik şiir, harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve komedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü, dramın eklenmesiyle üçe çıkmıştır.
Edebiyatımızda dramatik şiir türünde pek eser verilmemiştir. Batıya açıldığımız dönemde (Tanzimat) bu tür şiirlerin yerini düzyazı almıştır. Ancak istisnai olarak çok az da olsa nazım şeklinde tiyatro eseri yazılmıştır.
Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare; Türk edebiyatında ise Abdülhak Hamit Tarhan, Namık Kemal, Faruk Nafiz Çamlıbel bu türde eserler vermiştir.
Örnekler
Persler
(…)
Koro Başı
Sanırım bütün gerçeği öğreneceksin birazdan.
Bak şu koşup gelen Pers’e benziyor;
Açık, kesin bir haber getiriyor olmalı,
Ama iyi, ama kötü.
Ulak
Ey koca Asya kentleri!
Ey pers ülkesi, büyük liman zenginliklerin!..
Bir vuruş yetti yüce mutluluğu yıkmaya,
Çiğnemeye Perslerin çiçeğini.
Ah, mutsuzluğun ulağı olmak da ayrıca mutsuzluk!
Belli, söylemem gerek.
Hazır olun büyük acıya şimdi. Ey Persler,
Barbar ordusu bütünüyle mahvoldu.
Koro
Korkunç, korkunç bu haber!
İşitilmedik, eyvah, ağlaşın persler,
Duyun felaketi!
(…)
          Aiskhylos (çeviren:  G. Dilmen)

Eşber
(…)
Halk etsem esirlerle leşker,
Mahveylesem ordularla asker,
Olsa bana hep mülûkçâker;
Cinsince o iktidar münker,
Fevkimde uçar tuyûr u kemter!
Âvâze-i dehr iken taninim,
Gördüm ana değmiyor eninim
Milletlere karşı âhenînim;
Bir afete karşı nazeninim.
(…)
      Abdülhak Hamit Tarhan

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi