Nedim Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri


Hayatı
Asıl adı Ahmet’tir. 1681 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Annesi Saliha Hatun, babası Kadı Mehmet Efendi’dir. Nedim, dönemin klasik ilimleri konusunda iyi bir eğitim gördü. Arapça ve Farsçayı şiir yazacak derecede öğrendi. Öğrenimini tamamladıktan sonra yapılan sınavda başarılı olarak müderrisliğe başladı. Nedim’in müderris olduğu dönemde tahtta III, Ahmet vardı. Ali Paşa ise sadrazam olarak görev yapmaktaydı.
Ali Paşa’nın Varadin’de şehit düşmesinden sonra yerine Halil Paşa getirildi. Bu sıralarda İbrahim Paşa’nın yıldızı parlamaktaydı. İbrahim Paşa, Ali Paşa’nın şehit edilmesinden sonra geride kalan nikâhlısı Fatma Sultan’la evlenerek padişaha damat oldu. 1718 tarihinde sadrazamlık makamına getirildi. Bu tarih Lale Devri (1718-1730) olarak adlandırılan dönemin de başlangıcıdır.
Bu dönemde Damat İbrahim Paşa’nın her faaliyeti Nedim’in dikkatini çekmekteydi. Nedim, İbrahim Paşa’yı bir yandan şiirleriyle övüp kendisine bağlılığını ifade ederken diğer taraftan bu devirde oluşturulan tercüme heyetlerinde görev alarak kendisine destek veriyordu. Nedim bu sayede meslek hayatında hızla ilerledi. Müderrislikten Mahmut Paşa Mahkemesi naipliğine getirildi. Daha sonra Molla Kırımi Medresesi’nde, Nişancı Paşa-yı Atik Medresesi’nde görev yapan Nedim, 1729’da Sahn Medreseleri müderrisliğine yükseldi.
Nedim, Sekban Ali Paşa Medresesinde müderris iken Patrona Halil isyanı patlak verdi. İsyan sırasında Nedim’in akıbetinin ne olduğu konusunda değişik iddialar ileri sürüldü. Bazı kaynaklarda şairin söz konusu isyanı takip eden günlerde kuruntu hastalığına tutulduğu ya da içkiye düşkünlüğü nedeniyle titreme hastalığından öldüğüne dair bilgiler vardır. Bazı kaynaklarda ise Nedim’in isyan sırasında korkudan evinin damına çıktığı ve oradan düşerek öldüğü bilgisi yer almaktadır. Kesin olan bir şey varsa o da Nedim’in isyan sırasında öldüğüdür. Şairin kabri Üsküdar Karacaahmet Mezarlığının Miskinler kısmındadır. Mezar kitabesinde ölümüne düşürülmüş bir beyit vardır.
Edebi Kişiliği
Gazelde Nabi, kasidede Nef’i’nin etkili olduğu bir dönemde şiir ortamına ayak basan şair,  “Nedimane” denilen yeni bir tarz geliştirmiştir. Nedim aynı zamanda mahallileşme akımının en büyük temsilcilerinden biridir. O şiirlerinde halk edebiyatına yakınlaşmış, İstanbul hayatından kesitler sunmuş, günlük dilden gelen konuşma kalıplarına ve deyimlere yer vermiştir.
Nedim, bulduğu bir imgeyi veya benzetmeyi tekrar tekrar kullanmaktan çekinmez. Onun asıl gücü dili kullanmaktaki ustalığından gelir. Konuşma dilinden gelen söyleyişleri kullanmadaki becerisi ve ahengi sağlamadaki titizliği onu çağdaşlarından ayırır.
Şiirlerinin bestelenmeye elverişli bir yapısı vardır. Uyak ve redif kullanmada geleneğe bağlı olan şairin, ara sıra Türkçe kelime ve eklerle yaptığı uyaklardaki doğallık daha önceki şairlerde az rastlanan bir özelliktir.
Nedim, şairler arasına devriyle (Lale Devri) birlikte anılan hatta özdeşleşen müstesna şairlerdendir. Lale Devri’nde Nedim’le aynı ortamda yaşayan pek çok şair olmasına rağmen devrinin ruhunu onun kadar eserlerine yansıtan başka bir şair olmamıştır. Damat İbrahim Paşa’nın Osmanlı kültür ve sanat hayatında gerçekleştirmeye çalıştığı hamleye Nedim şiirleriyle, Itri besteleriyle, Levni nakışlarıyla katkıda bulunmuştur.
Nedim, her yönüyle devrinin adamıdır. Onun şiirlerinde Türkçenin canlılığını hisseder, Osmanlı zevk ve yaşamının ince çizgilerini buluruz. Nedim’in şiirlerinde sanki her şey kendiliğinden oluşmuş izlenimi vardır. Bu durum, onun nazirelerinde, tahmis ve taştirlerinde daha açık biçimde görülür.
Nedim, yaşadığı dönemden itibaren etkisi birkaç nesil süren müstesna şiir ustalarından biridir. Enderunlu Vasıf ve Leskofçalı Galip, onun etkisinde kalan şairlerin başında gelir. Geçen yüzyılın başlarından itibaren Nedim’le ilgili pek çok yazı yayınlanır. Bunlardan Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim’in Nedim’le ilgili yazılarıyla Ahmet Hamdi Tanpınar’ın makalesi oldukça dikkat çekicidir.
Nedim, Lale Devri’nin müstesna şairidir. İstanbullu oluşu, bir elinde gül, bir elinde kadehle dünyadan kam almak için Sadabad seyrine çıkışı, güzellerle senli benli konuşması, hayatın çeşitli güzelliklerini tatması, sanat ve edebiyat çevrelerinde onun farklı bir imaj oluşturmasına neden olmuştur. Bu algılamanın farklı çevrelerce farklı etkileri olmuştur.
Eserleri
Nedim Divanı
Nedim’e asıl şöhretini kazandıran eseridir. Nedim Divanı’nın yurt içi ve yurt dışındaki kütüphanelerde kırk beş kadar yazma nüshası vardır. Eser üç kez eski harflerle basılmıştır. Daha sonra Abdülbaki Gölpınarlı, Halil Nihat neşrini kullanarak yeni harflerle yayınlamıştır (İstanbul 1951).
Nedim Divanı’nın bilinen bütün nüshaları değerlendirilerek hazırlanan son baskısında 44 kaside, 88 kıta, 3 mesnevi, 1 terkib-i bend, 1 terci-i bend, 2 mütekerrir müseddes, 1 tardiyye, 5 tahmis, 1 muhammes, 33 murabba, 2 koşma, 166 gazel, 2 müstezat, 11 rubai ve 23 müfred vardır. Ayrıca 5 Arapça, 39 Farsça şiir yer almaktadır
Sahaifü’l-Ahbar
Nedim, Müneccimbaşı Ahmet Âşıki’nin “Camiü’d-Düvel” adlı Arapça eserini Türkçeye çevirerek Sahaifü’l-Ahbar adını vermiştir. Nedim’in on yılda tamamlayarak İbrahim Paşa’ya sunduğu bu çeviri 1285 yılında İstanbul’da basılmıştır.
Aynî Tarihi
Bedrettin Mahmut Bin Ahmet tarafından yazılan yirmi dört ciltlik “İslam Tarihi” Nedim’in de içinde bulunduğu tercüme heyetince çevrilmiştir. Nedim’in mütercimler arasında yer aldığı bilindiği halde hangi bölüm ve kısımları tercüme ettiği bilinmemektedir.
Bu eserlerin dışında Şehit Ali Paşa’ya yazdığı bir dilekçesi, İzzet Ali Paşa’nın şaka yollu mektubuna mensur cevabı, Safayi Tezkiresi’ne Tariz’i ve Münşeat-ı Aziziye’de yer alan ve kime yazıldığı belli olmayan bir mektubu vardır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi