Gezi Yazısı (Seyahatname) Nedir


Gezi Yazısı
Bir yazarın, yurt içinde veya yurt dışında gezip gördüğü yerleri, ilgi çekici yönleriyle anlattığı yazı türüne gezi yazısı denir.
Eskiden gezi yazılarına seyahatname, gezip gören kişilere de seyyah denirdi. Günümüzde gezip gören kişiye gezgin, gördüklerini anlattıkları yazılara da gezi yazısı denmektedir. Gezi yazıları tarih, coğrafya, edebiyat, toplum bilimi açısından yararlı kaynaklardır.
Gezi yazıları belli bir plana göre yazılır. Genellikle yazıya, gezinin başladığı günden başlanır ve dönüş gününe kadar olan zaman kesiti anlatılır. Ancak tersi bir sıralama veya gezilen yerlerin önemli özelliklerini belirlenip buna göre bir sıralama da yapılabilir.
Gezi yazıları genellikle birinci kişi ağzından sade ve yalın bir dille anlatılır.
Gezi yazılarında, her zaman her yerde görülen şeyler değil de farklı, özgün şeylerden bahsedilmelidir.
Gezi yazılarının çok yönlü anlatım olanakları vardır. Uzunluğu çoğu zaman kitap olacak kadardır. Gazetelerin iç sayfalarında, dizi halinde günlerce yayınlandığı da olur. Okuyucunun sıkılmadan, merakla okuduğu bir yazı türüdür.
Gezi yazısında ilgiyi uyanık tutmak, okuyucuda görme isteği uyandırmak çok önemlidir. Gezi yazarlığı ayrı bir ustalık gerektirir. Yazar, gezdiği yerlerin ilginç özelliklerini hemen fark edecek kıvrak bir zekâya ve kültür birikimine sahip olmalıdır.
Gezi Yazısının Çeşitleri
Gezi yazılarını, yolculuk yapılan yer bakımından “yurtiçi” ve “yurt dışı” gezi yazısı olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
Yurtiçi gezi yazıları, bir yazarın herhangi bir amaçla kendi ülkesinde yaptığı yolculuklar sırasında gezip gördüğü yerleri ve edindiği izlenimleri anlattığı yazılardır. Bu tür gezi yazılarına Reşat Nuri Güntekin’in “Anadolu Notları”nı gösterebiliriz.
Yurtdışı gezi yazılarına ise bir yazarın kendi ülkesi dışında yaptığı gezi ve incelemelerinin bir ürünüdür. Bu tür gezi yazısına da Falih Rıfkı Atay’ın “Deniz Aşırı” adlı eseri örnek olarak gösterilebilir.
Gezi yazılarını, gezi türünde eser veren kimselerin durumları bakımından da “yazarların kaleminden çıkan gezi yazıları” ve “farklı mesleklerde çalışan, uğraşları yazarlık olmayan kişilerin kaleme aldığı gezi yazıları” olmak üzere ikiye ayırabiliriz
Gezi Yazısının Gelişimi
Gezi türünün uzun bir geçmişi vardır. Günümüzdeki tanımına ve niteliğine pek uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunanistan’dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler meydana getirmişlerdir.
Başka ülkelere yapılan yolculuklarla ilgili ilk gezi yazılarına örnek olmak üzere Hun hükümdarı Atilla’ya gönderilen elçilik heyetinde görevli tarihçi Priskos’un eseri ve Kilikyalı Zemarkhos’un Göktürk ülkesinde elçi iken tuttuğu notlar gösterilebilir.
İranlı şair ve din adamı Nasır Hüsrev’in Mekke gezisi, Mısır ve Anadolu’nun doğusunda gördüklerini anlatan “Sefername” adlı eserini de ilk gezi yazıları arasında sayabiliriz.
Gezi türünün ilk önemli eserlerini verenlerin başında şüphesiz Venedikli gezgin Marco Polo ve Arap gezgin İbn-i Batuta gelir.
Önceleri daha çok tarihçilerin ilgi gösterdikleri bu eserler sonradan edebiyatçıların da dikkatini çekmiştir. Ele alınan konular, kullanılan dil, yazarların gözlem ve anlatım özellikleri bakımından gezi yazısı ve kitapları artık edebiyatın bir kolu, bir yazı dili özelliği kazandırmıştır.
Türk Edebiyatında Gezi Yazısı
Bilinen Türkçe ilk gezi kitabı, Seydi Ali Reis’inin “Mir’atü’l-Memalik” adlı eseridir. Eser, Portekizlilere karşı savaşırken Hint Denizi’nde fırtınaya yakalanıp Gücerat’ta karaya çıkan Seydi Ali Reis’in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri kapsar.
Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi’nin “Cihannüma” adlı eseri de gezi yazılarında rastlanan birtakım özellikleri içermektedir.
Edebiyatımızda gezi türünde (seyahatname) ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi’dir. “Tarih-i Seyyah” adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı imparatorluğu sınırları içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır. Yazar Bursa, İzmir, Trabzon, Erzurum gibi şehirlerimizin yanında; Mısır, Habeşistan, Hicaz, Avusturya, Dağıstan gibi yabancı ülkeler de vardır. Evliya Çelebi’ni bu eserinden 17.yüzyılda toplumumuzun zengin kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür.
Hac yolculuklarını anlatan birtakım gezi kitapları ile Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizin yazdıkları sefaretnameler de birer gezi yazısı sayılabilir. Bu eserler arasında Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin “Fransa Sefaretnamesi” sayılabilir.
Edebiyatımızda gezi türüne ilginin 19.yüzyılda arttığı görülür. 19.yüzyılın sonlarında gerçek bir gezi yazısı niteliği taşıyan Ahmet Mithat Efendi’nin “Avrupa’da Bir Cevelan” adlı kitabı yayınlanır.
1908’den sonra gezi türünden eserlerin sayısında önemli bir gelişme görülmektedir. Bunda okur sayısının artışı yanında yabancı gezi kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin de etkisi olmuştur. Bu dönemin tanınmış şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin’in “Hac Yolunda”, “Afak-ı Irak” ve “Avrupa Mektupları” adlı eserleri Türkçe gezi türünün başarılı örnekleri arasında yer alır.
Cumhuriyet döneminde, gezi türünde büyük ilerlemeler olmuştur. Bu dönemin tanınmış gezi yazarlarının başında Falih Rıfkı Atay gelir. Deniz Aşırı, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Gezerek Gördüklerim Falih Rıfkı Atay’ın edebiyatımıza kazandırdığı önemli eserlerdir.
Son yıllarda edebiyatımız, gezi türünde yeni eserlerle daha da zenginleşmiştir. Yabancı ülkelerle kültürel ilişkilerin artması ve bireysel gezi imkânlarının çoğalması sonucu bu türde eserler veren yazar sayısında artış görülmektedir.
Gezi türünde başarılı eserler veren yazarlar arasında Azra Erhat, Haldun Taner, Melih Cevdet Anday, Bedri Rahmi Eyüboğlu sayılabilir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi