Tecahül-i Arif (Bilmezlikten Gelme) Sanatı


Bilinen bir şeyi, sanatsal bir nükte ile bilmiyormuş gibi gösterme sanatıdır. Bu sanat tecahül-i arifane adıyla da bilinir.
Şiirde bir anlam inceliği oluşturmak için başvurulan bu sanatta hayret, övme, yüceltme, yerme gibi nedenlerden biriyle nükte yapılması gerekir.
Örnekler:
“Gökyüzünün başka rengi de varmış
  Geç fark ettim taşın sert olduğunu
  Su insanı boğar ateş yakarmış
  Her doğan günün bir dert olduğunu
  İnsan bu yaşa gelince anlarmış” Cahit Sıtkı Tarancı
Bu dizelerde gökyüzünün farklı renkleri olduğunu, taşın sert olduğunu, suyun insanı boğabileceğini, ateşin yakabileceğini şair aslında biliyor, ancak bilmiyormuş gibi davranıyor. Şair, hem kendisindeki hem de çevresindeki birtakım değişiklikleri sonradan fark ettiğini anlatmak için bu yola başvuruyor.
“Bu eller miydi masallar arasından
  Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
  Arzu dolu, yaşamak dolu.
  Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.” Fazıl Hüsnü Dağlarca
Bu dörtlükte şair, resimleri tutan ellerin kime ait olduğunu biliyor ancak ellere dikkat çekmek için bilmezlikten geliyor.
“Gerçi cânândan dil-i şeydâ için kâm isterem
  Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir” Fuzuli
Bu dizelerde şair, aslında ne istediğini biliyor ama bilmezlikten geliyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi