Tanzimat Dönemi Edebiyatı


Osmanlı imparatorluğu 18. yüzyıldan itibaren Batılı devletlerin gösterdiği ekonomik, bilimsel ve endüstriyel gelişmeleri yakalayamamış ve Batının gerisinde kalmıştı. Askeri ve ticari alanda da gerileme baş göstermişti. Gerilemeyi durdurmayı amaçlayan reform çalışmaları doğrultusunda 3 Kasım 1839 tarihinde Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) ilan edildi. Bu fermanla yönetim, maliye, askerlik gibi alanlarda batılı anlamda değişiklikler gerçekleştirildi.
Tanzimat Fermanının ilanıyla başlayan bu reformlar edebiyata da yansımıştı. Tanzimat Fermanının ilanı sonrasında Batıya, özellikle Fransa’ya öğrenim görmek için gönderilen ve Batı kültürüyle yetişen aydınlar, Türk edebiyatı yolunda yeni eserler vermeye başladılar. 1860’ta Şinasi ve Agâh Efendi’nin çıkarmaya başladıkları Tercüman-ı Ahvâl gazetesi ile Batıya yönelen edebiyatımız başlamış oldu.
Tanzimat Dönemi Edebiyatı; hazırlık dönemi, birinci ve ikinci dönemler olmak üzere üç dönemde incelenebilir.
Hazırlık Dönemi
Bu dönem Batı edebiyatı ile Türk aydınının çeviriler yoluyla ilk kez yüz yüze geldiği dönemdir. Şinasi, Fransızcadan manzum olarak Türkçeye çevirdiği bazı şiirleri, asıllarıyla birlikte “Tercüme-i Manzume” adlı eserinde topladı. Yusuf Kamil Paşa, Fenelon’dan “Telemak” adlı romanı çevirdi, böylece edebiyatımıza çeviri yoluyla ilk romanı (1859) kazandırdı.
İlk gazeteler de bu dönemde çıkarıldı. İlk resmi Türkçe gazete olan Takvim-i Vakayi (1831), yarı resmi Türkçe gazete Ceride-i Havadis (1840), bu dönemin ürünleridir. İlk tiyatro eseri olan “Şair Evlenmesi”Şinasi tarafından bu dönemde yazıldı.
Birinci Dönem Genel Özellikleri
Bu dönem, ilk özel gazete Tercüman-ı Ahvâl ile başlar.
“Toplum için sanat” anlayışı benimsendi.
Toplumsal konular; vatan, millet, hürriyet, hak, adalet, devlet, eşitlik gibi konular ilk kez işlendi.
Konuşma dilinin yazıda kullanılması ilk kez bu dönemde dile getirildi ancak bu alanda yeterince başarılı olunamadı. Bu görüş ancak Milli Edebiyat döneminde gerçekleşti.
Hece ölçüsünün ulusal nazım ölçüsü olduğu görüşünde fikir birliğine ulaşıldı ancak aruz ölçüsü bir türlü terk edilemedi. Şiirler daha çok aruz ölçüsüyle yazıldı.
Makale, anı, eleştiri, tiyatro, hikâye, roman gibi yazı türleri edebiyatımıza bu dönemde girdi. Batılı anlamda ilk örnekler bu dönemde verildi.
Söz sanatlarının gerektiği yerde kullanılmasına önem verildi.
Şiirde parça güzelliği yerine bütün güzelliğine önem verildi. Şiirlere ilk kez türünden bağımsız adlar verildi.
Şiirde “göz için uyak” anlayışı sürmüştür.
Batılı anlamda edebi akımlar edebiyatımıza girmeye başladı, özellikle klasisizmin ve romantizmin etkileri yoğun bir biçimde görüldü.
Bu dönemde Türk edebiyatına yön veren önemli sanatçılar yetişti. Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Vefik Paşa ve Şemsettin Sami gibi önemli sanatçılar bu dönemde yetişti ve Türk edebiyatına pek çok ölümsüz eser kazandırdı.
İkinci Dönem Genel Özellikler
İkinci dönem şairleri, siyasi koşulların ağırlaşması ve devlet yönetiminin aydınlar üzerindeki yoğun baskısı nedeniyle “sanat için sanat” görüşünü benimsediler ve eserlerini bu görüş doğrultusunda verdiler.
Şiirlerin konusu bu dönemde daha da genişledi.
Sanatçılar, toplumu ilgilendiren konulardan uzaklaşarak aşk, sevgi, ayrılık, düş kırıklıkları, ölüm, felsefi düşünceler gibi bireysel konulara yöneldi.
Dilde sadeleşme düşüncesi terk edildi, birinci dönem sanatçılarına göre daha ağır bir dil kullanıldı.
Şiirde “kulak için kafiye” anlayışına dönüldü.
Şiirde biçim bakımından, divan şiirinin etkisi kırıldı.
Bu dönem sanatçılarında romantizm, realizm ve natüralizmin etkileri görülür.
Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Samipaşazade Sezai, Nabizâde Nâzım ve Muallim Naci bu döneme damgasını vuran sanatçılardır.
Tanzimat Döneminin Önemli Sanatçıları (Kısaca)
Şinasi (1826-1871)
Edebiyatımıza birçok yeniliğin gelmesine öncülük etmiştir. İlklerin yazarıdır. İlk tiyatro eseri (Şair Evlenmesi), ilk şiir çevirisi, Batılı anlamda ilk fabl, ilk özel gazete (Tercüman-ı Ahval), ilk makale (Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi), ilk noktalama işaretlerini kullanan şair ve yazarımızdır.
Halk için sanat görüşünü benimsemiştir.
Eserleri: Durub-ı Emsali Osmaniyye (Osmanlı Atasözleri Kitabı), Tercüme-i Manzume (Çeviriler), Müntehabat-ı Eşar (şiirleri), Divan-ı Şinasi, Tasvir-i Efkâr
Namık Kemal (1840-1888)
Toplumcu bir sanat çizgisindedir. Vatan ve hürriyet şairi olarak bilinir. Vatan, millet, hürriyet kelimelerini edebiyatımızda ilk kullanan kişidir.
Tiyatroları oldukça ses getirmiştir. Tiyatroyu bir eğlence ve halkı bilinçlendirme aracı olarak görmüştür.
Romantizmin etkisindedir.
Eserleri: Cezmi (ilk tarihi romanımız), İntibah (ilk edebi romanımız), Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Gülnihal, Kara Bela, Celalettin Harzemşah (tiyatro),Tahrib-i Harabat, İrfan Paşa’ya Mektup (eleştiri), Kanije, Silistre Muhasarası, Osmanlı Tarihi, Büyük İslam Tarihi, Evrakı Perişan
Ziya Paşa (1825- 1880)
İlk edebiyat tarihi taslağı sayılan “Harabat” adlı esri yazmıştır.
Halk şiirinin ve dilinin gerçek edebiyatımız olduğunu belirten “Şiir ve İnşa” adlı makaleyi yazmasına rağmen bunu eserlerine yansıtamamıştır.
Biçim olarak eski, içerik olarak yeni olmaya gayret göstermiştir.
Terkib-i bent ve terci-i bentleri meşhurdur.
Birçok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılmıştır.
Eserleri: Zafernâme, Harabat, Eş’ar-ı Ziya, Defter-i Amal, Terkib-i Bent, Terci-i Bent
Ahmet Mithat Efendi (1844-1912)
Halk için roman geleneğini benimsemiştir.
Halkın anlayacağı bir dilde ve onları ilgilendiren konularda eserler vermiştir.
İlk hikâye örneklerimizden biri sayılan Letaif-i Rivayet’i yazmıştır.
Romantizmden etkilenmiştir.
En üretken yazarlarımızdandır. Yazı makinesi olarak da bilinir. Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri vardır.
Eserlerinden bazıları: Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felatun Bey ve Rakım Efendi, Yeryüzünde Bir Melek, Henüz On Yedi Yaşında
Şemsettin Sami (1850-1904)
Devrinin en büyük dil bilgini sayılmıştır.
İlk romanımız Taaşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseri yazmıştır.
Eserleri: Kamûs-ı Türkî (sözlük), Kamus-ı Fransevi, Kamus-ı Alam
Ahmet Vefik Paşa (1829-1892)
Tiyatromuzun en büyük kilometre taşı sayılır.
Bursa’da kendi adıyla bir tiyatro kurmuştur.
Halkın tiyatroyu sevmesi için özellikle Moliere’den çeviriler yapmıştır.
Eserleri: İnfiali Aşk, Dudu Kuşlar, Zor Nikâh, Zoraki Tabip, Kadınlar Mektebi, Secere-i Türk
Recaizade Mahmud Ekrem (1847-1914)
İlk realist romanımız Araba Sevdası’nı yazmıştır.
Muallim Naci ile uzun yıllar süren “eski-yeni” kavgasında yeniyi savunmuştur.
Sanat sanat içindir” ve “kafiye kulak içindir” görüşlerini benimsemiştir.
Oğlunun ve diğer iki çocuğunun ölümü onu bireysel ve hüzünlü eserler vermeye zorlamıştır.
Her güzel şey şiirin konusudur” diyerek şiirin konu zenginliğine katkıda bulunmuştur.
Muallim Naci’nin Demdeme adlı eserine karşılık Zemzeme adlı eseri yazmıştır.
Eserleri: Afife Anjelik, Çok Bilen Çok Yanılır, Vuslat (tiyatro); Zemzeme, Nağme-i Seher, Tefekkür, Yadigâr-ı Şebap (şiir); Araba Sevdası, Muhsin Bey (roman); Talim-i Edebiyat, Takdir-i Elhan (inceleme)
Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937)
Batılılaşma hareketinin asıl öncüsü olarak kabul gördüğü için kendisine “şairi azam” unvanı verilmiştir.
Gözlem ve izlenimine dayanarak bireysel konulu şiirler yazmıştır.
Tiyatroları oynanmaya uygun değildir.
Romantizmin etkisinde, metafizik konuları, ölüm, aşk gibi temalar içeren eserler vermiştir.
Eserleri: Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Garam, İlham-ı Vatan (şiir); Macera-yı Aşk, Sabru Sebat, İçli Kızlar, Finten, Nesteren, Liberte (tiyatro)
Nabizâde Nâzım (1862-1893)
Realizm ve natüralizmin Türk edebiyatındaki öncülerindendir.
İlk köy romanımız “Karabibik” ve ilk psikolojik roman denemesi sayılan “Zehra”yı yazmıştır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi