Milli Edebiyat Dönemi


1911 yılında “Genç Kalemler” dergisi etrafında başlayan milli edebiyat anlayışı, Cumhuriyet dönemine kadar sürmüş, etkileri bu dönemde de devam etmiştir.
Batıcılık, Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi siyasi ve edebi alanlarda etkili olmuş fikirlerin etkisini kaybettiği bir dönemde, Türkçülük düşüncesine sarılarak edebi ve siyasi kimliklerini bulan milli edebiyat sanatçıları, kendilerinden önceki dönemlerden farklı birçok yeniliğe imza atmıştır.
Cumhuriyet döneminde de milli edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren sanatçılar eser vermeye devam ettiler. Günümüze kadar gelen bu anlayış çeşitli değişikliklere uğrasa da kendi öz varlıklarına dönüp onlardan yararlanarak ilerlemesini sürdürmüştür.
Milli Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri
Milli Edebiyat sanatçıları Batıyı körü körüne taklit etmeye karşı çıkmıştır. Ancak edebiyatta Batıdan alınan makale, fıkra, roman, hikâye gibi türleri kullanmayı yanlış görmemişlerdir.
Milli edebiyatın getirdiği en önemli yenilik yeni lisan hareketini başlatarak dilde hedeflenen ancak başarılamayan sadeleşme hareketini başarmak olmuştur. Bu dönem sanatçıları eserlerini konuşma diliyle yazmışlardır.
Sanatçılar, kendilerine kaynak olarak kendi öz kültürlerini görmüşler ve milli ögelerden beslenmişlerdir. Bu dönemde yaşanan “milli mücadele” de dönemin değişik eserlerinde işlenmiştir.
Yoksulluk, aile hayatı, ahlaki çöküntü gibi toplumsal konular işlenmiş, sanatçılar o dönemde yaşanan sosyal sorunları eserlerine taşımıştır.
Daha önceki dönemlerde yüzeysel bir şekilde işlenen Anadolu ve Anadolu halkı bu dönem sanatçılarının pek çok eserinde işlenmiştir.
Eserlerinde işledikleri temayı gerçekçi bir biçimde ele almak isteyen sanatçılar gözleme önem vermiş ve bu yolla topladıkları bilgileri kullanmışlardır.
Bu dönemde yazılan eserlerde her kesimden insanın sorunları dile getirilmiştir.
Bu dönem edebiyatı toplumsal özellikler göstermiş, sanatçılar hem dönemine ayna tutmuş hem de yaşanılan toplumsal sorunlara çözüm yolları gösterilmiştir.
Batı taklitçiliğinden kaçınarak milli konulara yönelme, yeni ve milli bir edebiyat ortaya koyma amacı güdülmüştür.
Türk kültürü ve tarihi el değmemiş bir hazine olarak kabul edilmiştir.
Dil birliğini, “ulus devlet” anlayışının temeli olarak gören milli edebiyatçılar, Türkçeyi bilim ve sanat dili haline getirme, dil bilinci yoluyla milli bilinç oluşturma, halk kültürüne yönelme, halkı eğitme gibi amaçlarına ulaşmak için, dilde sadeleşme yoluna gitmişlerdir.
Toplum için sanat anlayışı çerçevesinde eserler ortaya koymuşlardır.
Mizahi üslup önemsenmiş, mizah ve hiciv türünde eserler de verilmiştir.
Halkın yaşamı ve sorunlarının yanı sıra bireysel konular da işlenmiştir.
Milli Edebiyat Dönemi Yazar ve Şairleri
Ömer Seyfettin (1884-1920)
Türk edebiyatının en önemli hikâye yazarıdır.
Yeni Lisan adlı makalesi Milli edebiyatın ilanı sayılır.
Sade dil akımının öncüsüdür.
Anadolu insanının hayat şartlarını hikâyelerine yansıtmıştır.
Dilde, fikirde, işte milliyetçilik fikrini yerleştirmiştir.
Çocukluk anılarını ve efsaneleri hikâyelerinde işlemiştir.
Başlıca eserleri: Bomba, Yalnız Efe, Efruz Bey, İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Bahar ve Kelebekler
Ziya Gökalp (1876-1924)
Türk milliyetçiliğini esaslara bağlamıştır.
“Sosyal hayatı ve kurumlarımızı Batı’ya göre düzenlemeliyiz” fikrini savunmuştur.
Eserlerinde halkın konuştuğu dili kullanmıştır.
Halkın dertlerini, isteklerini yansıtmaya çalışmıştır.
“Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir.” İfadesi doğrultusunda hareket etmiştir.
Başlıca eserleri: Türkçülüğün Esasları, Kızıl Elma, Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak, Türk Medeniyet Tarihi, Malta Mektupları
Mehmet Emin Yurdakul (1896-1944)
Anadolu insanının yabancılara başkaldırısını çok güzel yansıtmıştır.
Toplumcu sanat anlayışıyla milliyetçi çizgide eserler vermiştir.
Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır.
Başlıca eserleri: Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanları, Zafer Yolunda, Turana Doğru, İsyan ve Dua, Mustafa Kemal, Fazilet ve Adalet
Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974)
Edebiyatın her alanında eser vermiştir.
Fecriati topluluğunun dağılmasından sonra Milli Edebiyat içinde yer almıştır.
Çoğunlukla içinde yaşadığı toplumun dertlerini eserlerinde işlemiştir.
Atatürkçü, Anadolucu bir çizgide eserler vermiştir.
Asıl ününü roman alanında yapmıştır.
Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist bir çizgide gitmiştir. Eserlerine aydın-halk çatışmasını yansıtmıştır.
Başlıca eserleri: Kiralık Konak, Ankara, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Bir Sürgün, Panorama, Milli Savaş Hikâyeleri, Erenlerin Bağından, Zoraki Diplomat, Vatan Yolunda
Halide Edip Adıvar (1884-1964)
Edebiyatçılığının yanı sıra asker gibi cephe gerisinde milli mücadeleye katılmıştır.
Romanlarında aşk, kadın psikolojisi, Doğu- Batı çatışması, eski-yeni kavgası konularını işlemiştir.
Eserlerinde kuvvetli bir gözlem vardır.
Edebiyatın hemen her alanında eserler vermiştir. Kurtuluş Savaşı eserlerinde çokça yer almıştır.
Dili pek başarılı kullanamamıştır.
Başlıca eserleri: Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Türkün Ateşle İmtihanı, Sinekli Bakkal, Mor Salkımlı Ev, Dağa Çıkan Kurt, Tatarcık
Reşat Nuri Güntekin(1889-1958)
Müfettişlik yaptığı için Anadolu’yu gezmiş, onların dertlerini, sıkıntılarını, sevinçlerini, inançlarını eserlerinde işlemiştir.
Çalıkuşu adlı romanıyla ün yapmıştır.
Başlıca eserleri: Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe, Acımak, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Kızılcık Dalları, Gökyüzü, Eski Hastalık, Ateş Gecesi, Miskinler Teknesi
Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)
Çağdaş edebiyatımızın önde gelen şairlerindendir.
Batılı tarzdaki şiirimize düzen getirmiştir.
Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamış, “Ok” şiiri dışında bütün şiirlerini aruzla yazmıştır.
“Şiir, musikiden başka bir musikidir.” demiştir.
Parnasizmden etkilenmiştir.
Şiirlerinde İstanbul, Osmanlının ihtişamlı zamanları, doğa, ölüm, rintlik gibi konuları işlemiştir.
Şiirlerinin mükemmel olması için uğraş vermiştir.
Edebiyatın her alanında eserler vermiş ancak asıl ününü şiirle kazanmıştır.
Başlıca eserleri: Kendi Gök Kubbemiz,  eski Şiirin Rüzgârıyla, Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Portreler
Peyami Safa (1899-1961)
Geçim sıkıntısıyla yazarlığa başlamıştır.
Bir ayağının sakat oluşu eserlerindeki psikolojiye yansımıştır.
“Sever Bedii” tama adıyla eserler vermiştir.
Edebiyat, felsefe, tıp, psikoloji alanlarında yeterli birikime sahiptir.
Psikolojik çözümlemeleri oldukça başarılıdır.
Başlıca eserleri: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Sözde Kızlar, Mahşer Bir Akşamdı, Canan, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Atilla, Harbiye, Şimşek
Refik Halit Karay (1888-1965)
Halk dilini eserlerinde başarılı bir şekilde kullanmıştır.
Güçlü bir gözlemciliğe sahiptir ancak iç gözlemlerde başarılı değildir.
Başlıca eserleri: Memleket Hikâyeleri, İstanbul’un İçyüzü, Yezidin Kızı, Çete, Sürgün, Bu Bizim Hayat, Karlı Dağdaki Ateş, Kadınlar Tekkesi
Hecenin Beş Şairi (Beş Hececiler)
Halit Fahri Ozansoy (1891-1971)
Şiire aruzla başlamıştır. “Aruza Veda” adlı şiiriyle aruz ölçüsünü bırakıp hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır.
Şiirlerinde çoğunlukla egzotik sahnelere, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygulara, aşk ve ölüm temalarına rastlanır.
Şiirlerinde halkın konuştuğu Türkçeyi başarıyla kullanmıştır.
Şiir, tiyatro, roman türlerinde eserleri vardır.
Başlıca eserleri: Baykuş, Efsaneler, Cenk Duyguları, Hayalet
Enis Behiç Koryürek (1891-1949)
İlk şiirlerini Servetifünun etkisinde, aruz ölçüsüyle yazdı.
Hece ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerinde aşk duygularına yer vermekle beraber daha sonra Kurtuluş Savaşı yıllarında milli duyguları ve tarihi kahramanlıkları işleyen heyecan yüklü epik şiirler yazdı.
Başlıca eserleri: Miras, Güneşin Ölümü
Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967)
Şiire aruzla başlayan şair, daha sonra şiirlerini hece ölçüsüyle yazmaya başlamıştır.
Şiirlerinde günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir.
“Akbaba” adlı mizah dergisini çıkarmıştır.
 Başlıca eserleri: Akından Akına, Bir Rüzgâr Esti, Yanardağ, Âşıklar Yolu
Orhon Seyfi Orhon (1890-1972)
Şiire aruzla başlar, daha sonra hece ölçüsüyle devam eder.
Şiirlerinde daha çok şahsi konuları işler.
Bazı şiirlerinde Halk şiirinin biçim özelliklerini de kullanmıştır.
Bireysel duyguları işleyen, ahenkli ve zarif şiirlerinde temiz, duru bir dil kullanmıştır.
Başlıca eserleri: Fırtına ve Kar, Gönülden Sesler, Peri Kızı ile Çoban, O Beyaz Bir Kuştu
Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)
Şiire Birinci Dünya savaşı sıralarında aruzla başladı. Daha sonra hece ölçüsüyle şiirler yazdı, ancak aruzla yazmayı bırakmadı.
Duygu ve düşünceyi bir arada yürüten şair, romantik ve realist konuları işleyen şiirleriyle ün yapmıştır.
Şiirlerinde Anadolu’yu ve memleket sevgisini anlatır.
Şiirlerinde başlıca temalar; aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır.
Dili sade ve akıcıdır.
Söz sanatlarına yer veren güçlü bir üslubu vardır.
Başlıca eserleri: Han Duvarları, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Gönülden Gönüle, Bir Ömür Böyle Geçti, Elimle Seçtiklerim, Heyecan ve Sükûn

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi