İstifham (Soru Sorma) Sanatı


İstifham hayret, şaşırma, hüzün, sevinç, nefret gibi değişik duyguların etkisi ile ortaya çıkan bir söz sanatıdır. Şair, okuyucunun dikkatini çekmek için duygularını soru şeklinde sorarak istifham sanatı yapar. Bu edebi sanatta şair, soruyu sorar ama bu sorusuna cevap beklemez çünkü sorunun cevabını zaten biliyordur.
Örnekler:
“Her gün bu kadar güzel mi bu deniz
  Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?” Orhan Veli
Bu dizelerde şair, denizin ve gökyüzünün güzelliği karşısında duyduğu heyecanı, hayranlığı soru sorarak anlatmış, okuyucunun dikkatini bu güzelliklere çekmek istemiştir.
“Ben mi çıldırmışım, sen mi delirdin
  Yalvaran sesimden bu kaçışın niye?” Halide Nusret Zorlutuna
“Tutabilir misin geçen zamanı
  Dönebilir misin on beşine
  Şaşmadın mı hiç çocuğum
  Baharın sessizce gelişine” Halim Yağcıoğlu
“Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?
  Felekler yandı âhımdan muradım şem’î yanmaz mı” Fuzuli
Şair, “usanmaz mı” ve “yanmaz mı” sözleriyle istifham sanatı yapıyor.
“Dil var mı kahr-ı dehr ile vîrân edilmedik
 Beytû’l alizen mi kaldı perişan edilmedik” Yahya Kemal Beyatlı
Şair, İstanbul’un işgali üzerine yazdığı beyitte cevabını kendisinin de bildiği surular sormaktadır. “Dünya kahrıyla viran edilmedik gönüller mi var / perişan edilmedik hüzünler evi mi kaldı?” diyerek istifham sanatı yapmaktadır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi