Hümanizm Nedir


Hümanizm Akımı
Rönesans felsefesinin gündeme getirdiği en önemli sorunun insan sorunu olmasına bağlı olarak gündeme gelen bir akımdır. İnsanı temel alan ve onun ne olduğunu, dünyadaki yerinin ve anlamının ne olduğunu gündeme getiren akıma hümanizm denir. Bir başka anlamda da hümanizm, antik çağ felsefesinin kaynaklarına ve anlaşılmasına yöneliş ve onların yeniden değerlendirilmesi girişimi olarak ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Ancak hümanizm, yaygın anlamda çağdaş insanın yenidünya görüşü ve yaşam anlayışı olarak anlam kazanmıştır. Hümanizm bu anlamda gerçek insanı arayıştır.
Hümanizm ilk olarak İtalya’da görülür. Şair Francesco Petrarca hümanist düşüncenin ilk temsilcisi sayılır. Bireyselliği ve hümanizmi ile en önemli isimlerden biri Michel de Montaigne’dir.
Ortaçağın düşünce, yaşam din ve sanat sorunlarını kendine özgü bir anlayışla ele alma ve işleme yöntemi vardı. Edebiyat ve sanat, dini ve ahlaki ölçütlere yönelikti. İnsan en çok yaratılış ve yok oluş kavramları içinde ele alınır, hemen hemen her şey yalnızca Hristiyanlığın amaçlarına uygun bir yaşantının şartlarını gerçekleştirme amacıyla değerlendirilirdi. Rönesans, bu düşüncenin dar sınırlarını ani bir şekilde yıkmış değildi. Gerçekçiliğin getirdiği bu güçlü akım, kalıplaşmış düşünce biçimine karşı tepkiye yol açmış, dinle olduğu gibi dünya ile de ilgilenme eğilimini ortaya çıkarmıştır.
Hümanizmin Genel Özellikleri
Hümanizm, 14.yüzyılda İtalya’da doğan, insanı evrende tek ve en yüce değer sayan, insanı geliştirme ve yüceltme amacı güden düşünüştür.
Bu düşüncenin doğuşunda, kilise ve devlet baskısına dayanan ortaçağ zihniyetine karşı özgür düşüncenin tepkisi, eski Yunan ve Latin edebiyatlarına duyulan hayranlık rol oynamıştır.
Hümanizm akımı İtalya’dan başlayarak İspanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde Rönesans edebiyatı adı altında toplanan yapıtların temelini oluşturmuştur.
Hümanist Sanatçıların Ortak Özellikleri
Sanatı doğanın bir taklidi olarak kabul etmişlerdir.
Hümanistlere göre sanatın ve edebiyatın asıl konusu insandır. İnsan özünde mükemmel bir varlık olabilme potansiyelini taşır. Edebiyatın amacı insanı bu mükemmelliğe götürmek olmalıdır.
Hümanist sanatçılar, beslendikleri en önemli kaynak olan eski Yunan ve Latin edebiyatı eserlerini örnek almışlardır.
İnsan sevgisinden yola çıkan hümanistler, içerisinde yaşadıkları çağa, topluma, yerel ve ulusal değerlere uzak kalmışlar, evrenselliği hedeflemişlerdir.
Hümanist sanatçılar, eserlerini içinde yaşadıkları aristokrat tabakanın beğenisine uygun olarak biçimlendirmişlerdir.
Hümanizmin Önemli Temsilcileri
Dante (1265 – 1321): İtalyan edebiyatının kurucusu. En önemli eseri “İlahi Komedya”dır.
Petrarca (1304 – 1374): İtalyan şairi. Soneleriyle tanınır.
Boccacio (1313 – 1375): İtalyan yazarı, hikâye türünün yaratıcısıdır. Decameron adlı eseriyle ünlüdür.
Villion (1431 – 1463): Fransız edebiyatının kurucusu sayılan şair.
Rebelais (1490 – 1553): Fransız yazar. Pantagruel ve Gargantua adlı eserleriyle roman türünün doğmasına öncülük etmiştir.
Ronsart (1524 – 1585): Fransız şairi.
Montaigne (1533 – 1592): Fransız yazar ve düşünürü. Deneme türünün yaratıcısı.
Cervantes (1547 – 1616): türünün ilk örneği sayılan Don Kişot adlı romanıyla tanınmış İspanyol yazarı.
Shakespeare (1564 – 1616): İngiliz ve dünya tiyatrosunun büyük sanatçısı.
Türk Edebiyatında Hümanizm
Hümanist düşünüş Türkiye’de ancak cumhuriyet döneminde etkili olmuştur. Nurullah Ataç, Orhan Burian,  Sebahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol’un başını çektiği bazı deneme yazarları çağdaş düşünceyle beslenmiş bir hümanizmi savunmuşlardır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi