Destan Dönemi Türk Edebiyatı


İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, başlangıcı bilinmeyen dönemlerden Türklerin İslamiyeti kabul ettiği 12. yüzyıla kadar sürer. Bu dönem yabancı kültürlerin en az olduğu dönemdir. Bu dönemin doğuşu, çevresi, gelişme dönemlerini bütün yönleriyle ortaya koymak mümkün değildir. Çünkü bu döneme ait kesin bilgiler yoktur. Bu dönemde yoğun olarak destanların varlığı, bu dönemin “Destan Dönemi Türk Edebiyatı” olarak adlandırılmasına neden olmuştur.
Bazı milletlerin, millet haline gelmesi tarihin bilinmeyen dönemlerinde gerçekleşmiştir. Bu döneme destan dönemi denir. Bu dönemde millete ait özellikler ve toplumun zihniyeti toplum hayatına hâkimdir. Bu dönemlere ait bilgiler destanlardan çıkarılmaktadır. Ulusların yaptığı savaşları, yaşadıkları büyük olayları bu döneme ait destanlardan öğreniyoruz.
Destan Dönemi Türk Edebiyatı genel hatlarıyla ikiye ayrılır:
I) Sözlü Edebiyat Dönemi
MS. 8. yüzyıla gelinceye kadar, Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönem edebiyatı Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi dinlerin etkisinde gelişmiştir.
Dönemin Genel Özellikleri
Bu dönem edebiyatı kopuz adı verilen bir saz eşliğinde dile getirilmiştir.
Hece ölçüsü kullanılmıştır.
Nazım birimi dörtlüktür.
Dönemine göre dili saf bir Türkçedir.
Dize sonlarında genel olarak yarım uyak kullanılmıştır.
Daha çok aşk, doğa ve ölüm konuları işlenmiştir.
Sığır (av törenleri), şölen (dini ayinler), yuğ (ölen kişilerin ardından yapılan tören) adı verilen törenlerde oluşmuştur.
Bu döneme yönelik en önemli kaynak Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat-it Türk” adlı eseridir.
Dönemin Ürünleri
Koşuk:“Sığır” denilen av törenleri sırasında söylenen şiirlerdir. Konusu genellikle doğa, savaş ve yiğitliktir. Bu tür daha sonra Halk Edebiyatında “koşma” adını almıştır.
Koşuk örneği                      
Kaklar kamug kölerdi
Tağlar başı ilerdi            
Ajun tını yılırdı  
Tütü çeçek çerkeşüt
Günümüz Türkçesiyle                        Kuru yerler hep gülerdi
Dağ başları göründü
Dünyanın soluğu ılındı
Türlü çiçekler sıralandı
Sav: Dönemin özlü sözleridir. Günümüzdeki atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir.
Sav örnekleri
“Aç ne yimes, tok ne times.” (Aç ne yemez, tok ne demez)
“Alın arslan tutar, küçinsıçgantutmas.” (Al (hile) ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz.)
“İt ısırmaz, at tepmes time.” (İt ısırmaz, at tepmez deme)
Sagu: “Yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde, ölen kişinin erdemlerini ve duyulan acıları dile getiren eserlerdir.
Sagu örneği                  
Alp Er Tunga öldi mü
İsiz ajun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur            
Günümüz Türkçesiyle
Alp Er Tunga öldü mü?
Kötü dünya kaldı mı?
Zaman öcünü aldı mı?
Şimdi yürek yırtılır.
Destan: Toplumu derinden etkileyen olaylar (savaş, göç, yangın, sel, deprem vb.) sonucunda kendiliğinden oluşan uzun manzum eserlerdir.
Destanların Özellikleri
Toplumun ortak değerlerini yansıtırlar.
Olağanüstü özellikler taşırlar.
Kişiler seçkin ve olağanüstü özelliklere sahiptir.
Milli dilde söylenmişlerdir.
Milli nazım ölçüsüyle söylenmişlerdir.
Uzun manzum öykülerdir.
Konuları bakımından savaş, deprem, yangın, mizah, seçkin kişilerin yaşamları şeklinde sıralanabilir.
Türk Destanları
Destanlarımız yazıya geçirilmediği için günümüzde bunların ancak konularını bilmekteyiz. Bunları da İran, Çin ve Arap kaynaklarından öğreniyoruz.
Saka Devri Destanları
Alp Er Tunga Destanı: Alp Er Tunga’nın yiğitlikleri ve savaşları anlatılır.
Şu Destanı: İskender ile Türkler arasındaki savaşı ve Türk hakanı Şu’nun kahramanlıkları anlatılır.
Hun Devri Destanları
Oğuz Destanı: Hun hükümdarı Mete’nin yaşamı anlatılır.
Göktürk Devri Destanları
Bozkurt Destanı: Göktürklerin türeyişi anlatılır.
Ergenekon Destanı: Bir savaşta yenildikten sonra Ergenekon’a sığınan ve çoğaldıktan sonra demir dağı eriterek geri dönen ve intikamlarını alan Türkler anlatılır.
Uygur Devri Destanları
Türeyiş Destanı: Uygurların türeyişi anlatılır.
Göç Destanı: Uygurların anayurtlarından göçü anlatılır.
Oluşumları Bakımından Destanlar
Doğal destanlar: Kim tarafından oluşturulduğu belli olmayan, halkın ortak malı olan anonim ürünlerdir. Doğal destanlar üç aşamada oluşur: Oluşum evresi, gelişim evresi ve derlenme evresi. Doğal destanlara örnek: İliada (Yunanlılarn), Kalevela (Finlilerin), Ramayana (Hintlilerin), Chanson de Roland (Fransızların), Gılgamış (Sümerlerin)
Yapma (suni) destanlar: Bir olayın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasına denir. Bazı yapma destanlar: İlahi Komedi (Dante), Kurtarılmış Kudüs (Tasso), Kaybedilmiş Cennet (Milton), Şehname (Firdevsi) vb.
II) Yazılı Edebiyat Dönemi
Bu dönemi Göktürk ve Uygur dönemi eserleri olarak iki grupta incelenir:
Göktürk (Orhun) Yazıtları
8. yüzyılda yazılan yazıtlarda Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, Türk bütünlüğünü yeniden kurmak için iç ve dış düşmanlarla savaşan Göktürklerin hikâyesi anlatılır. Bu yazıtlar 38 harfli Göktürk alfabesiyle yazılmıştır. Tarih, anı ve söylev türlerinin ilk örnekleri olan Orhun Yazıtları’nın üç tanesi içeriğinde o dönemle ilgili önemli bilgiler barındırmaktadır.
Bilge Tonyokuk (vezir) yazıtı: Dört hakana vezirlik etmiş Tonyokuk adına 720-725 yılları arasında yazılmıştır. Daha çok Çinlilerle yapılan savaşlar anlatılmıştır.
Kül Tigin yazıtı: Göktürk hakanı Bilge Kağan tarafından kardeşi Kül Tigin adına 732 yılında dikilmiştir.
Bilge Kağan yazıtı: Bilge Kağan’ın ölümünden sonra 735 yılında yazılmış bir anıttır. Dönemin olaylarından, törelerden ve Bilge Kağan’ın ulusu için iyi dileklerde bulunmasından söz edilir.
Türk adının geçtiği ilk yazılı belge ve Türk edebiyatının ilk yazılı eserleri olma özelliklerini taşıyan Göktürk Anıtlarının yazıları Prof. Thomsen ve Radloff tarafından çözülmüştür.
Uygur Dönemi Yazılı Ürünleri
Göktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygurlardan kalma eserlerdir. Daha çok Buda ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar Turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Bu eserlerden Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Bu dönemden kalma birçok hikâyenin yanında “kökünç” denilen bir tür ilkel tiyatro eserleri de vardır. Bu eserler 14 harfli Uygur alfabesiyle yazılmıştır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi