Baki Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Hayatı
1526 yılında İstanbul’da doğan Baki’nin asıl adı Mahmud Abdülkadir’dir. Babası Fatih Camii müezzinlerinden Mehmet Efendi’dir. Baki küçüklüğünden itibaren dini ve ilmi bir çevrede yetişmiş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarında camilerde kandil ve mum yakıp söndürme işlerini yapmıştır.
Fakir bir ailenin çocuğu olan Baki, imam ve müezzinleri dinleyerek büyümüştür. Bu vaizlerin etkisiyle medreseye gitmeye başlayan Baki, kendini oldukça zengin bir şiir ve edebiyat çevresinde buldu.
On sekiz yaşına geldiğinde şiir yazmaya başlayan Baki bu alanda tanınmaya kararlıydı. Bu nedenle eski divan şairlerine nazireler yazdı. Yazdığı şiirleri usta şairlere gösteren Baki, genç şairlere şiir dersi veren Zati’ye de gösterdi. Zati bu şiirleri görünce Baki’nin yazdığına inanamadı ve o günden sonra Baki’ye her türlü desteği verdi.
Baki’nin ünü hocası Karamanlı Mehmet Efendi için yazdığı “sünbül” redifli şiir ile iyice arttı. Baki, bir taraftan medresedeki derslerine devam ederken diğer taraftan yapımı devam eden külliyede bina emiri olarak çalışıtı. Üç yıldan fazla süren bu süreçte Kanuni Sultan Süleyman’a üç kaside sundu.
1556 yılında Halep’e gitti. 1560 yılında İstanbul’a döndü. Sadrazam Semiz Ali Paşa’ya kasideler sunarak gözüne girmeyi başardı. Müderris oldu. Bu sıralarda Kanuni’nin şiirlerine nazireler yazıp, kasideler sundu. Baki, Kanuni ile iyi ilişkiler kurdu, hatta cariyelerinden Tûti hanımla evlenerek onunla ömür boyu evli kaldı.
1556’da tahta çıkan II. Selim’e hemen bir cülûsiye (tahta çıkan padişahlara sunulan kaside) sunduysa da umduğunu bulamadığı gibi müderrislikten de oldu. İki yıl boş durduktan sonra yeniden Mahmut Paşa ve Eyüp medreselerine müderris olarak atandı. Sokullu’nun da gözüne girmeyi başaran Baki Şeyhülislam olmak istiyordu. Mekke, Medine ve İstanbul kadılıklarında bulundu. Anadolu kadıaskerliğine yükseldi. 1598’de istifa ederek istirahata çekildi. Refah düzeyi yüksek sakin ve huzurlu bir hayat yaşayan Baki çok istemesine rağmen Şeyhülislam olmayı başaramadı.
Hayatı boyunca çeşitli mevkilerde devlet hizmetinde bulunan Baki, 1599 yılında yetmiş beş yaşındayken İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.
Edebi Kişiliği
Baki, saraya yakın olmuş, özellikle Sultan Süleyman ile yakın ilişkiler kurmuş, ondan iltifat görmüş, II. Selim ve III. Murat zamanlarında hem saraydan hem de halktan büyük bir itibar görmüştür. Yaşarken “Sultanüş’şuara” (Şairler Sultanı) unvanı almış nadir şairlerdendir.
Baki, çok sayıda kaside yazmış olmasına rağmen her şeyden önce bir gazel şairidir. Şiirlerinde din dışı konuları işlemiştir. Aşk, yaşama zevki, doğa şiirlerinde işlediği başlıca konulardır. Tasavvufu konu alan şiirler yazmasa da bazı şiirlerinde tasavvufun etkisi açıkça görülür.
Devrinde şöhreti ve eserleri Anadolu ve Rumeli’yi aşarak Azerbaycan’a, İran’a, Hicaz’a, Hindistan’a kadar ulaşmıştır.
Kaside ve gazellerindeki güçlü ifadesi, canlı dili, edebi sanatları kullanmadaki ustalığıyla klasik bir divan şairi görünümünde olmasına rağmen kendinden önce gelen şairleri aşmayı bilmiştir. O şiirde uyguladığı her hususta öncekilerden güçlü ve öncekilere benzemeyen bir özgünlüğe sahipti. Onun şiirlerinde teknik hatalara, aruz kusurlarına, anlam düşüklüklerine pek rastlanmaz.
Baki, İstanbul şivesini şiirimize sokmuş, halk arasında kullanılan deyimleri, söyleyişleri, atasözleri ve deyimleri kullanmaya özen göstermiştir. Dili kullanmada oldukça yeteneklidir. Onun şiirlerinde ahenk, hece, kelime ve dizeler adeta bir mimar titizliğiyle oluşturulmuştur. Şiirlerinde en küçük sesten dizeye kadar mükemmel bir uyum görülür.
Topluma ait durumları aktarırken, doğadan örnekler vererek anlatmak istediği her şeyi mükemmel bir şekilde hissettirir. Baki’nin şiirlerinde doğa ve gül motifi önemli bir yer tutar. Şiirlerinde geçen “bağ, çınar, gül, bülbül, ırmak, fidan, ağaç, yaprak vb.” insanları ve insan davranışlarını temsil ediyor gibidir. Onun şiirlerinde soyut duyguların somutlaştırılması başarıyla gerçekleşir. İnsandan doğaya, doğadan insana yaptığı aktarmalar oldukça ilgi çekicidir.
Eserleri
Divân
Fazâ’ilü’l-Cihad
Fazâil’i-Mekke
Hadis-i Erbain Tercümesi
Maâlimü’l-yakîn fî sîreti seyyidü’l-mürselîn

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi