Fuzuli Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Hayatı
Kesin olmamakla birlikte1483-1490 yılları arasında Hille’de doğduğu sanılıyor. Asıl adının Mehmet, babasının ise Süleyman olduğu söylentisi gerek Farsça Divan’ında gerekse Hadikatü’s Süeda adlı eserinde doğrulanıyor. Yine aynı eserde şair, ana dilinin Türkçe olduğunu belirtiyor. Çocukluğu ve gençliği nerede geçmiştir, kimlerden ders almıştır bilinmiyor. Ancak yapıtlarındaki felsefe, din ve tıp bilimiyle ilgili bilgilerden iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılıyor.
Şah İsmail’in 1508’de Bağdat’ı fethetmesinden sonra Bağdat’ta bulunduğu, “Beng ü Bade” isimli eserinden anlaşılıyor. Ayrıca bir kasidesinden Bağdat’ta Safevi valisi İbrahim Han tarafından korunduğu anlaşılıyor. İbrahim Han ölünce (1527) Hille’ye çekilmiş, Safevi büyükleri arasında başka koruyucusu olmamıştır.
Kanuni Sultan Süleyman Bağdat’ı fethedince bir kasidesini padişaha sunmuş, ayrıca ileri gelen devlet adamları için başka kasideler de yazmıştır. Kendisine dokuz akçelik bir gelir bağlanmış ancak Fuzuli bu parayı alamamış ve bu durumunu anlatan ünlü “Şikâyetname”yi yazmıştır.
Bütün yaşamı Hille, Kerbela ve Bağdat çevresinde geçmiştir. Sıkıntılarla ve geçim zorlukları yaşadığı kendisinin verdiği bilgilerden anlaşılmaktadır. Hayali ve Taşlıcalı Yahya ile tanışmış onlarla dost olmuştur. Üç şair de birbirine nazireler yazmıştır. Hangi tarihte öldüğü kesin bilinmemekle birlikte Irak’ta bir veba salgınında 1556 (hicri 963) yılında öldüğü sanılmaktadır. Günümüzde Kerbelâ’da bir türbesi bulunmaktadır.
Edebi Kişiliği
Fuzuli, Türk edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biridir. Şair, duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir ifadeyle dile getirmiş, kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir.
Fuzuli, şiiri sadece kalbe ait bir macera olarak kabul eder ve ıstırabı bir şair için yaşanacak tek iklim olarak görür. Onda her şey kendiliğinden benliğinin etrafında toplanır ve oradan hareketle şairin iç dünyasını yakalar. Lirizmini besleyen acı ona zevk verir. Onun şiiri tasavvufla beslenir. Sıkıntı, acı, ayrılık, yoksulluk, gözyaşı ve dünya nimetlerinden sıyrılma düşüncesine yalnızlık duygusu da eklenir.
Fuzuli, diğer büyük şairler gibi İstanbul’da sarayda değil toplumsal kargaşanın sürüp gittiği, ekonomik bir çöküntünün egemen olduğu Irak’ta, Hüseyin’in anısının sürdüğü topraklarda yaşamıştır. Mersiyelerindeki acı ve yakınmanın, kasidelerinde övgünün tasavvufla beslenmesinin nedeni budur.
Öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmayıp eserlerinden İslami ilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Bazı şiirlerinden astronomi bilgisinin de iyi olduğu anlaşılmaktadır. Türkçe Divan’ının önsözünde “bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir” demektedir.
Fuzuli’nin Türkçe, Farsça ve Arapça divanlarından bu dilleri iyi bildiği anlaşılmaktadır. Türkçe Divan’ındaki şiirlerini Azeri lehçesiyle yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade ve daha anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yaralanmıştır. Tasavvufi aşk, ehlibeyte duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin başlıca konularıdır.
Eserleri
Türkçe manzum eserleri
Divan
Beng ü Bade
Leyla ile Mecnun (Dâstan-ı Leylî vü Mecnûn)
Risâle-i Muammeyât
Kırk Hadis
Su Kasidesi
Hazreti Ali Divanı
Şikâyetname
Türkçe mensur eserleri
Hadkatü’s-Süedâ
Mektuplar (Mektubat)
Farsça manzum eserleri
Divan
Enis’ül-Kalb
Hefl Cam (Sâkinâme)
Resâle-e Muammeyât
Sehhat u Ma’ruz
Farsça mensur eserleri
Rind ü Zahid
Risale-i Muamma
Arapça eserleri
Divan (manzum)
Matlau’l-itikat (mensur)

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi