Kayıtlar

Şubat, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Tümünü göster

Ahmet Kutsi Tecer “Nerdesin” Şiir İncelemesi

Resim
Nerdesin Geceleyin bir ses böler uykumu İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşıkıyım beni çağıran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgârlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben, Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana “Gel” desin. Ahmet Kutsi Tecer Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi Şiirin nazım birimi: Şiir dörtlükler halinde yazılmıştır. Şiirin ölçüsü: 6+5= 11’li hece ölçüsüdür. Uyak şeması: abab / cccb / dddb Şiirin türü: Şiir “koşma” nazım biçimiyle yazılmıştır. Şiirin Ahenk Unsurları (Uyak ve Redifler) 1. dörtlük ---uykumu ---onu“-u” yarım uyak ---nerdesin ---sesin ---nerdesin ---desin“-esin” zengin uyak 2. dörtlük ---derbeder ---gider ---beraber“-er” tam uyak 3. dörtlük

Ahmet Kutsi Tecer Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Resim
Hayatı
Ahmet Kutsi Tecer, 1901’de Kudüs’te dünyaya geldi. Babası, Kudüs’te memurluk yapan Abdurrahman Bey, annesi Hatice Hanım’dır. Ahmet, dört çocuklu ailenin en küçüğüydü. Kutsi adı kendisine Kudüs’te doğduğu için verildi. İlköğrenimine bir Fransız Okulu olan Kudüs Freres Okulu’nda başladı. Babasının tayini nedeniyle Kırklareli’nde ilk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra liseyi İstanbul’da Kadıköy Sultanisi’nde yatılı olarak okudu. Liseden sonra iki yıllık Halkalı Ziraat Yüksekokulu’nu bitirdi. Ardından Yüksek Öğretmen Okulu’nu kazanarak iki yıl da Darülfünun Felsefe Bölümü’ne devam etti. Öğrencilik yıllarında bazı şiirleri “Dergâh” dergisinde yayınlandı. 1925’te Darülfünun’daki öğrenimine ara vererek Yüksek Öğretmen Okulu bursuyla biyoloji öğrenimi için Fransa’ya gitti. Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi felsefe derslerini takip etti. Paris Milli Kütüphanesi’nde araştırmalar yaptı. Paris’te yaşadığı hayatı “Paris Acıları” adlı şiirinde yansıttı. 1928 yılında yurda dönen Ahmet K…

Sait Faik Abasıyanık “Semaver” Öykü İncelemesi

Resim
Sait Faik’in Semaver adlı öyküsü, asıl karakter olan Ali'nin annesinin ölümü üzerine kuruludur. Ali iş bulmuştur. Annesiyle birlikte henüz yeni oluşmaya başlayan sanayiye yakın bir mahallede yoksul ancak mutlu bir yaşam sürmektedir. İnançlı bir kadın olan annesi oğluna çok düşkündür. Babanın ölmüş olduğunu öyküyü okurken hissederiz. Semaverin öyküdeki varlığı aslında Ali'nin annesiyle birlikte sürdürdüğü hayatın ifadesidir. Sait Faik’in eşiz söylemiyle “sabahın saadetinin istihsal edildiği” nesnedir. Semaverin işlevini yitirmesi, durması, ortadan kalkması aslında Ali'nin annesinin ölümüyle eş zamanlıdır. Öykünün sonunda semaverin yerini sembolik olarak insan sevgisiyle anlatılan “kıymettar elleri salep fincanını kucaklayan”, “kendileri bir semaver gibi tüten” işçiler, esnaflar ve öğrenciler alır ki bu Ali'nin toplumun içerisinde var olmasının göstergesidir. Öyküde Ali'nin annesinin soğumaya başlamış yanakları, ölümün soğukluğu, Ali'nin ölü bedeni ısıtmaya çalışması…