Kayıtlar

Ekim, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Tümünü göster

Halide Edip Adıvar “Himmet Çocuk” Öykü İncelemesi

Resim
Himmet Çocuk adlı öykü, Halide Edip Adıvar’ın “Dağa Çıkan Kurt” adlı kitabında yer almaktadır. Himmet Çocuk hikâyesinde yazar, idealize ettiği çocukları, Kurtuluş Savaşı’ndan henüz çıkmış olan Anadolu’dan seçmiştir. İstanbul’dan Anadolu’ya durum tespiti hikâyede geçtiği şekliyle “düşmanın benzeri olmayan zulümlerinin külleri ve facia sahnesi üstünde inceleme yapmak” için giden komisyonda Onbaşı Halide’nin görevi düşmanın zulüm raporlarını hazırlamaktır. Rapor tutmak için resmi bir görevle Anadolu’da bulunan Halide Edip, rapora ek olarak bir de gördüklerini hikâyeleştirme ihtiyacı duymuştur. Hikâyesine anlatıcı olarak Anadolu halkının savaş sonrası durumunu doğrudan gören, onlara sorular sorup notlar tutan Halide’yi seçmesi; gerçekleri aktardığının altını çizmek ve gerçekçi bir hikâye oluşturma isteğinden kaynaklanır. Yazar, gerçeğin kendi kendine yettiği bir hikâye yazmak amacıyla bu yola başvurmuştur. Anadolu’yu ve Anadolu insanını, raporu dolayısıyla söyleştiği insanlar üzerinden akta…

Halide Edip Adıvar Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Resim
Hayatı Halide Edip, 1882 yılında Beşiktaş’ta dünyaya geldi. Babası Hümayun Kâtibi Selanikli Mehmet Edip Bey, annesi Bedrifem Hanım’dır. Annesi genç yaşta veremden öldü. Annesinden çok, anneannesi Nakiye Hanım’ın onun üzerinde büyük bir etkisi vardı. Mevlevi kültürüne sahip, geleneksel bir Osmanlı kadını olan Nakiye Hanım, Halide Edip’in romanlarında yer alan bazı kadın karakterlerin ortaya çıkmasında etkili oldu. Halide Edip’in babası genç bir hanımla evlenerek Yıldız’da saraya yakın bir konağa taşındı. Küçük Halide, bir süre bu yeni evde yaşasa da hastalanarak Beşiktaş’taki evine geri döndü. Halide’nin dayısı ve dedesi ölünce aile Üsküdar’daki İbrahim Paşa Konağı’nın yan kısmına taşındı. Halide’nin eğitimiyle yakından ilgilenen Mehmet Edip Bey, özel derslerle onun yetişmesine katkıda bulundu. Aile, birkaç ev değiştirdikten sonra Şemsi Paşa Yalısı’nın yanına taşındı. Bu arada Halide’nin babası ikinci evliliğini yaptı. Halide, bu evlilikten çok etkilendi ve ömür boyu çok eşliliğe karşı çı…

Attila İlhan “Ben Sana Mecburum” Şiir İncelemesi

Resim
ben sana mecburum ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum ağaçlar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski istanbul mudur karanlıkta bulutlar parçalanıyor sokak lambaları birden yanıyor kaldırımlarda yağmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşamüstü ansızın yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor eski zamanlardan bir cuma çalıyor durup köşe başında deliksiz dinlesem sana kullanılmamış bir gök getirsem haftalar ellerimde ufalanıyor ne yapsam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun belki haziranda mavi benekli çocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden belki yeşilköy’de uçağa biniyorsun bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor belki körsün kırılmışsın t…

Attila İlhan Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Resim
Hayatı Attila Hamdi İlhan,15 Haziran 1925’te Menemen’de doğdu. Babası Savcı Muharrem Bedrettin İlhan, annesi Emine Memnune Hanım’dır. Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan kardeşidir. Babası, Divan Edebiyatı’na meraklı, şiirler yazan, şair ruhlu biriydi. Babası emekli olunca İzmir’e yerleştiler. Attila, ilkokulu Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu’nda, ortaokulu da Karşıyaka Ortaokulu’nda okudu. Şiir yazmaya o yaşlarda başladı ve ilk şiirlerini o yıllarda yazdı. İzmir Atatürk Lisesinde okurken Nazım Hikmet’in şiirlerini defterinde gören bir öğretmeninin şikâyeti üzerine okuldan uzaklaştırıldı. On altı yaşında olmasına rağmen üç hafta gözetim altında kaldı ve iki ay hapiste yattı. Kendisine Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince eğitimine ara vermek zorunda kaldı. İki yıl sonra Danıştay tarafından tekrar okuma hakkı alıncaya kadar vaktini kitap okuyarak ve Fransızcasını geliştirerek geçirdi. 1944 yılında İstanbul Işık Lisesi’ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcas…