Reşat Nuri Güntekin “Çalıkuşu” Roman İncelemesi

Eser Hakkında
Çalıkuşu adlı roman Reşat Nuri Güntekin tarafından 1922 yılında yazılmıştır. Roman, Türk edebiyatının en çok okunan eserleri arasında yer almaktadır.
Romanın Özeti
Roman, Feride’nin çocukluk yıllarında başlar. Feride’nin babası bir süvari binbaşısıdır, görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmektedir. Feride, daha üç yaşına girmeden babası tarafından, annesiyle birlikte bir köye gönderir. Annesi hasta bir kadın olduğu için Feride’yle pek ilgilenememektedir.  Bu yüzden ona bir dadı tutalar. Ancak Feride dört yaşındayken dadısı evlenir ve Feride’yi bırakır. Feride, bunun için günlerce ağlar. Babası, hasta annesiyle birlikte Feride’yi İstanbul’a yollar. Ancak annesi daha İstanbul’a gelemeden Beyrut’ta hayatını kaybeder.
Babası Feride’yi, neferi Hüseyin’le İstanbul’a teyzesi ve büyükannesinin yanına yollar. İstanbul’da yeni akrabalarıyla tanışan Feride, burada da yaramazlıklarını sürdürür. Sadece teyzesinin oğlu Kâmran’a karşı çekingen davranır.
Feride, dokuz yaşındayken büyükannesini de kaybeder. Babası onu bir Fransız yatılı okuluna gönderir. Feride yaramazlıklarına burada da devam eder. Pek çok kişinin cesaret edemeyeceği şeyler yapar. Ağaçlara tırmanıp daldan dala atlar. Bu nedenle öğretmenlerinden biri Feride’nin adını “Çalıkuşu” koyar. Feride okul yıllarında babasını da kaybeder. Teyzesinden başka kimsesi kalmamıştır. Yaz tatillerini teyzesinin yanında geçirmektedir. Teyzesinin iki çocuğu vardır. Büyük olanın adı Kâmran, küçük olanın Necmiye’dir.
Feride, bir gün kiraz yemek için ağaca çıktığı sırada Kâmran’ı, Neriman adlı dul bir kadınla öpüşürken görür ve dayanamayarak güler. Neriman koşarak kaçar. Kâmran ise Feride’nin bundan kimseye söz etmemesini ister. Feride, bu sırrı saklayacağına söz verir. Kâmran da ona düzenli aralıklarla hediyeler göndermeye başlar.
Okuldaki kızlar yaz tatilinde yaşadıkları aşkları birbirlerine anlatır. Feride de kendini Neriman’ın yerine koyarak Kâmran’la aşk yaşadığını okuldaki kızlara inandırır.
Yaz tatilinde Feride, Tekirdağ’daki teyzesinin yanına gitmiş, teyzesinin kızı Müjgan ile sırdaş olmuştur. Müjgan, Kâmran’a Feride’nin onu sevdiğini söyler.  Kâmran, Feride’ye her şeyi öğrendiğini söyleyerek evlenme teklif eder. Feride ile Kâmran nişanlanır. Kâmran dört yıl İspanya’da sefaret kâtibi olarak çalışacak, bu arada Feride okulunu bitirecektir.
Dört yıl sonra, evlenmelerine üç gün kala hiç beklenmedik bir olay olur. Feride, bahçede dolaşırken kapının önünde siyah çarşaflı bir kadın gelir. O kadın Feride’ye Kâmran’ın Avrupa’da bir sevgilisi olduğunu söyler. Kâmran’ın sevgilisine yazdığı bir mektubu okur. Bunun üzerine Feride, bir not yazarak evi terk eder. Kendi hayatını yeniden kurmak için Anadolu’ya öğretmen olarak gitmeye karar verir.
Bu olaydan sonra Feride’nin Anadolu macerası başlar. Feride Maarif Nezaretine giderek iş başvurusunda bulunur. Bursa’nın Merkez Rüştiyesi’nde coğrafya ve resim öğretmenliğine tayin edilir. Bursa’ya gittiğinde bir başkasının da aynı göreve atandığını görür. Bunun üzerine Bursa’nın Zeyniler köyünde göreve başlar. Zeyniler, yolu dahi olmayan, bakımsız, geri kalmış bir köydür. Okul eski bir ahırdır. Feride, bu köyde insanlara yardım edip onların çocuklarını eğitmeye çalışır. Munise adında öksüz bir öğrencisini evlat edinir. Hayrullah adında askeri bir doktorla tanışıp dost olur. Bir gün köye bir müfettiş gelir ve ahırdan bozma okulda öğrenim görülemeyeceğini bildirir. Okul kapatılır.
Feride, yanına Munise’yi ve bir keçi yavrusunu da alarak Bursa’ya döner. Maarif Müdürünün yanına gittiğinde, müdür ona açıkta yer olmadığını söyler. Ancak Feride, müdürün yanında bulunan arkadaşıyla Fransızca konuşur. Bu sayede Bursa Darülmuallimatına atanır.
Feride’nin güzelliği pek çok yerde başına bela olur. Kendisine çok yakın hissettiği Şeyh Yusuf Efendi, Feride’ye âşık olur. Üstelik bunu Feride’nin dışında herkes bilmektedir. Bir gün bu durumu bir arkadaşı Feride’ye söyler. Feride çok utanır ve insan içine çıkamaz olur. Çünkü Şeyh Yusuf hastalanmıştır ve herkes Feride’yi bunun suçlusuymuş gibi görmektedir. Okulun müdiresi dayanamayıp ondan gitmesini ister. Maarif Müdürünün emriyle Çanakkale Rüştiyesi’ne tayini çıkar.
Feride yanına Munise’yi de alarak Çanakkale’ye gider. Zeyniler köyünden aldıkları keçiyi Hacı Kalfa’ya bırakıp onun yerine altı tana kuş satın alır. Feride’nin güzelliği Çanakkale’de de başına bela olur. İlçedeki tüm delikanlılar ondan bahsetmektedir. Soylu bir aileden gelen Binbaşı İhsan’dan evlenme teklifi alır ancak reddeder. Bu olaydan kısa bir süre sonra Hafız Kurban Efendi adında evli bir adamdan da evlenme teklifi alır, ancak onu da reddeder. Arkadaşlarından Nazmiye Hanım, Feride’yi Burhanettin adında biriyle tanıştırır. Yemeğe indiklerinde aslında bu davetin Feride ile aralarını yapmak için düzenlendiği anlaşılır. Bu olaydan sonra Feride kendini kötü hissetmeye başlar. Çanakkale’de daha fazla kalamayacağını anlar ve İzmir’e gider.
İzmir’de bölgenin zenginlerinden Reşit Bey’in kızlarına Fransızca dersi vermeyi kabul eder. Artık Feride ve Munise köşkte kalmaktadır. Büyük bir tesadüf eseri Reşit Bey’in kızlarının teyzesi, Kâmran’ın evlendiği Münevver adında bir kadındır. Reşit Bey’in kızı Kâmran’ın bir resmini göstererek onu düğün gecesi terk eden şımarık ve nankör bir kızdan bahseder. Feride, hiçbir tepki göstermez, gerçeği söylemez ve o evden ayrılır.
Maarif Müdürlüğüne giderek yeniden tayin ister. Kuşadası’nda Türkçe ve resim muallimine ihtiyaç olduğunu öğrenir. Feride, bu görevi kabul ettikten sonra Anadolu yolculuğunda son durağı olan Kuşadası’na gider. Kuşadası’ndaki Okulu istediği gibi yöneten Feride, burada aradığı mutluluğu bulmuştur. Ancak bir ay sonra savaş başlar ve okul hastaneye dönüştürülür. Feride, okulda kalan kitaplarını almaya gittiğinde başhekimle tanışır. Başhekim Zeyniler köyünde kendisine hasta bakıcılığı yaptıran Hayrullah Bey’den başkası değildir.
Feride, burada hasta bakıcılığa başlar. Bir ay sonra kendisini isteyen İhsan Bey, ağır yaralı olarak hastaneye getirilir. Feride, Kâmran’ı unutmak için İhsan’la evlenmek ister. Ancak bu defa İhsan Bey kabul etmez. Feride’nin kendisine acıdığını düşünmektedir.
Savaş bittikten sonra okul yeniden açılır, Feride, müdüre olur.
Feride, Munise’yi kaybeder ve günlerce kendine gelemez. Doktor Hayrullah Bey, dinlenmesi ve kendine gelmesi için Feride’yi çiftliğine götürür. Feride, iyileşince Hayrullah Bey’le birlikte kalmaya devam eder. Çeşitli dedikoduların çıkması üzerine sözde bir nikâh yaparak evlenirler. Ancak Hayrullah Bey, Feride’yi kızı gibi sevmektedir. Çiftliği düğün hediyesi olarak anaokuluna çevirir. Feride, burada ders vermeye başlar.
Hayrullah Bey, ölmeden önce son isteği olarak Feride’den İstanbul’a gitmesini ve Kâmran’a bir mektup iletmesini ister. Bu mektupta Feride’nin Kâmran’ı sevdiği yazılıdır. Hayrullah Bey, mektubun yanına Feride’nin yazdığı günlüğü de koymuştur.
Burada Feride’nin günlüğü olarak yazılmış olan bölümler biter.
Feride, İstanbul’a gidince Kâmran’ı ne kadar sevdiğini bir kez daha anlar. Kâmran da sadece Feride’yi sevmiştir. Kâmran eşini kaybettikten sonra oğlunu da alıp Tekirdağ’a gitmiştir. Bir hafta sonra Feride de Tekirdağ’a gider.. Birbirlerine karşı karmaşık duygular içersindedirler. Feride, eski neşesini bulmuştur. Bazen ölen eşinden ve Munise’den bahseder. Kâmran bunları duyunca kendini çok kötü hisseder. Kâmran’ın oğlu Feride’yi çok sever, yanından hiç ayrılmaz. Feride Kuşadası’na dönmeden önce gerçeği Müjgan’a anlatır. Müjgan Feride’nin getirdiği paketi Kâmran’a Feride gittikten sonra verecektir. Ancak Müjgan, Kamran’a paketi Feride gitmeden önceki akşam verir. Kâmran ve Müjgan, Feride’nin günlüğünü birlikte okurlar. Her şeyi öğrenen Kâmran Feride’yle evlenir ve yıllar süren hasret böylece sona erer.
Romanda Kişiler
Feride
Pek çok kişiyi kendisine hayran bırakacak güzellikte, ela gözlü, hareketli, duygusal, sevimli, iyi eğitim almış genç bir kızdır. Öğrencilik yıllarında çok hareketli olduğu ve ağaç dallarına çıkmayı çok sevdiği için ona “Çalıkuşu” denmiştir. Feride, çocukluğundan itibaren kendini ezdirmeyen, haklarını savunabilen, insanlarla iyi ilişkiler kurabilen, kültürlü, mücadeleci bir yapıya sahiptir. Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın cehaletiyle savaşan aydın Türk kadınını temsil etmektedir.
Kâmran
Kıvırcık sarı saçlı, mavi gözlü, yakışıklı ve kibar bir gençtir. Feride’nin teyzesinin oğlu ve sevdiği kişidir. Feride’ye karşı duyguları karşılıksız değildir. Ancak Kâmran’ın başka kadınlarla da ilişkisi vardır.
Münevver
Kâmran’ın Feride’yle nişanlıyken Avrupa’da tanışıp aşk yaşadığı kadındır. Münevver, Kâmran’dan daha önce bir evlilik geçirmiş fakat mutlu olamamıştır. Kâmran’la olan evliliğinden bir oğlu vardır.
Neriman
Feride’nin teyzesinin köşküne gelip giden kadınlardan biridir. Genç yaşta kocasını kaybetmiş, iyi giyimli, güzel ve çekici bir kadındır. Kâmran’la ilişkisi vardır.
Doktor Hayrullah Bey
Askeri doktordur. İri yapılı, mavi gözlü, sevimli, yardımsever biridir. Feride’yi kızı gibi sevmektedir. Onu korumak için elinden gelen her şeyi yapar. Hayrullah Bey, karşımıza babacanlığın, sevginin, şefkatin, fedakârlığın ve yardımseverliğin simgesi olarak çıkar.
Munise
Sarışın, beyaz tenli, iyi kalpli, küçük yaşta öksüz kalmış bir köylü kızıdır. Kimsesi olmadığı için Feride onu evlatlık almıştır. Anadolu köylüsünün saflığını, temizliğini, yoksulluğunu ve kimsesizliğini temsil etmektedir.
Hatice Hanım
 Zeyniler köyünde öğretmen vekilliği, aynı zamanda temizlik işlerini yapan yaşlı bir kadındır. Çocuklara ceza olarak bazen dayak atar, bazen de bir odaya kapatır. Anadolu’daki yarı aydın tipe örnek bir kişiliktir.
Müjgân
Feride’nin teyzekızı, aynı zamanda sırdaşıdır. Feride’den üç yaş büyüktür. Feride’nin akrabaları arasında en sevdiği, kendine en yakın bulduğu ve dertleştiği kişi Müjgân’dır. Müjgân, Feride’nin tam tersi olarak olgun ve ağırbaşlı bir kişiliğe sahiptir.
Hafız Kurban Efendi
Feride’nin öğretmenlik yaparken oturduğu eve, bitişik oturan komşusudur. Evli olduğu halde Feride’ye evlenme teklif etmiştir. Cahil ve yobaz tiplere örnek bir kişiliği vardır.
İhsan Bey
Feride’nin âşıklarından biridir. Zengin ve soylu bir aileden gelen İhsan Bey, orduda subay olarak görev yapmaktadır. Yakınına düşen bir bomba yüzünden yüzünün bir kısmı feci şekilde yanmıştır.
Mekân
Roman İstanbul, Tekirdağ, İzmir, Çanakkale, Kuşadası, Zeyniler köyü ve ismi verilmeyen birkaç Anadolu köyünde geçer. Romanda, Zeyniler köyü ayrıntılı bir biçimde tasvir edilmiştir.
Zaman
Kesin bir tarih verilmemekle birlikte roman, Cumhuriyet öncesi, Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında geçmektedir.
Romanın Dil ve Anlatımı
Romanın ilk dört bölümü “kahraman bakış açısıyla” Feride’nin ağzından “günlük” biçiminde yazılmış, son bölümü yazarın ağzından “gözlemci bakış açısıyla” yazılmıştır.
Romanda gözleme büyük önem verilmiş, çevre her yönüyle incelenmiş, tasvirler ayrıntılı olarak ve tarafsız bir gözle yapılmıştır.
Romanın dili dönemine göre sade, anlaşılır ve akıcıdır. 
Realist bir anlayışla yazılan roman, toplumsal içerikli eleştirel özellikler taşıyor.
Romanın Konusu
Roman, ilk bakışta Feride ile Kâmran arasındaki aşkı konu alıyor gibi görünse de Feride’nin kişiliğinde aydın ve idealist Türk kadınını anlatmaktadır.
Feride’yle birlikte Anadolu’nun geri kalmışlığı, yoksulluğu ve cahil kalmış insanları da konu edilmektedir. Romanda işlenen başlıca temalardan biri de eğitimdir.
Çalıkuşu romanı, döneminin özelliklerini, yaşam biçimini ve türünün gelişim özelliklerini yansıtması bakımından klasik Türk romanları arasında önemli bir yere sahiptir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi