Namık Kemal Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Hayatı
Namık Kemal, 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Çocukluğu dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında geçti. Abdüllatif Paşa Tekirdağ sancağında vali yardımcısıydı. Afyonkarahisar sancağına tayin edilince, ailece Afyon’a taşındılar. Annesi Fatma Zehra Hanım’ı 1848 yılında Afyon’da kaybeden Namık Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü.
Abdüllatif Paşa’nın değişik illerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitimi olmadı. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesinin Afyon, İstanbul ve Kars’a görevleri nedeniyle bu illere gitti. Kars’taki görevi sona eren dedesiyle birlikte İstanbul’a döndü. 1855’te dedesi, Sofya kaymakamlığına atandığı için Sofya’ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra ona yazıcı anlamına gelen “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal diye anılmaya başlandı. Sofya’da komşuları Niş kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım’la evlendi. Bu evliliklerinden Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğulları oldu.
Namık Kemal, 1857 yılında İstanbul’a döndü. Bab-ı Âli Tercüme Odası’nda stajyer memur olarak çalışmaya başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdüllatif Paşa’yı kaybetti. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı.
İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede adını duyurmayı başardı. İstanbul’da Divan edebiyatı geleneğini sürdüren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye başladı. Leskofçalı Galip Bey’le yakın dostluk kurdu. “Encümen-i Şuera” adlı şairler topluluğuna katıldı.
1863 yılında çalıştığı Tercüme Odası’nda görev yaptığı sırada Batı’yı tanıyan kişilerle tanışma fırsatı buldu. Edebiyatta Batılılaşmanın ilk adımlarını atan Şinasi ile tanışması sanat ve hayat görüşünde büyük değişikliklere neden oldu. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı. İlgisi nesre yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye başladı. Tasvir-i Efkâr gazetesinde fıkra ve tercüme yazıları yayınlandı. İlk defa Şinasi’den duyduğu; “vatan, millet, adalet, hürriyet, millet” kelimelerinin yaygınlaşmasında büyük rol oynadı.
Şinasi, 1865 yılında Tasvir-i Efkâr gazetesini bırakarak Fransaya gidince gazetenin başına geçti. Aynı dönemde İttifak-ı Hâkimiyet (Yeni Osmanlılar Cemiyeti) adlı gizli derneğin kurucuları arasına girdi. Derneğin amacı yeni bir anayasa hazırlanması ve parlamenter yönetim sistemine geçişi sağlamaktı. Bu doğrultuda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yazarak gazetede yayınladı. Bu nedenle 1867’de gazete kapatıldı ve kendisinin de Erzurum vali muavinliğine tayini çıktı. Erzurum’a gitmek yerine Paris’e kaçtı.
Mustafa Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da “Muhbir” adlı gazeteyi çıkardı. Ancak Namık Kemal, Ali Suavi’yle yaşadığı anlaşmazlık yüzünden gazeteden ayrıldı. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada Hürriyet gazetesini çıkardılar.
Namık Kemal, 1870’de Sadrazam Âli Paşa’yla barışarak yurda döndü. Siyasetten uzak durmak ve yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra “Diyojen” adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazmaya devam etti. Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de İbret gazetesini çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve İstanbul’dan uzaklaşması için Gelibolu’ya mutasarrıf olarak gönderildi.
Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da “Vatan yahut Silistre” adlı oyunu ile “Evrak-ı Perişan” adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunlarıyla ilgilendi ve su davasını halletti. Bu arada bir yandan ibret gazetesine bir yandan da Hadika gazetesine takma adlarla yazı göndermeye devam etti.
Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal, 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü. İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle gazetesi tekrar kapatılınca tiyatroyla ilgilenmeye başladı. “Vatan yahut Silistre” oyunu 1873 yılında Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup çeşitli olayların çıkmasına neden oldu. Bununla ilgili İbret’te yayınlanan yazılardan sonra gazete bir daha açılmamak üzere kapatıldı. Namık Kemal ve dört arkadaşı sürgüne gönderildi.
Namık Kemal’in Kıbrıs Magosa sürgünü 38 ay sürdü. Son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı. Bu süre içinde pek çok eser yazdı. Sürgün dönüşü İstanbul’da kahramanlar gibi karşılandı.
Tahta çıkan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal de bu komisyonda üye olarak yerini aldı. Ancak şair, Abdülhamit’in aleyhine bir beyit yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit adasına ikamete mecbur edildi. İki buçuk yıl sonra da Midilli Mutasarrıflığı’na atandı.
1879’dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi esnasında kaçakçılığı önledi, hazine gelirini arttırdı, 20 Türk okulu açtı. Türklerin yaşam seviyelerini de arttıran Namık Kemal, adalarda yaşayan Türk halkının sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayarak Bab- Âli’ye sundu. 1882’de Nişan-ı Osmanlı madalyasıyla ödüllendirildi. Yine bu görevi sırasında yazdığı Celaleddin Harzemşah adlı tiyatro eseri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından kendisine “bâlâ rütbesi” verildi.
Namık Kemal, kaçakçıların şikâyeti üzerine, 1884’te Rodos Mutasarrıflığı’na atandı. Bu görevi 1887’de sona erdi.
Son görev yeri Sakız Adası’nın, kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 48 yaşında hayata gözlerini yumdu. Şair, kendi vasiyeti üzerine Gelibolu Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü.
Edebi Kişiliği
Tanzimat döneminin en önemli düşünce, sanat ve siyaset adamlarından biridir. Sanatı, toplumun Batılılaşması için bir araç olarak görmüştür. Eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmaya çalışmıştır. Eserlerinde belli bir düşünceyi okuyuculara sunmaya çalışan Namık Kemal, yazılarında noktalama işaret kullanmaya başlayan ilk yazarlarımızdandır.
Gençlik yıllarında kendine Divan edebiyatını örnek alan sanatçı, Avrupa’ya gittikten sonra yeni tarz edebiyatı benimsemiş ve bu yolda eserler vermiştir.
Namık Kemal, Fransız edebiyatını örnek almış, romantizmin etkisinde kalmıştır. Şiirleri biçim bakımından eski, konu ve içerik bakımından yenidir. Şiirlerinde “vatan, millet, hürriyet, adalet” gibi yeni konuları işlemiştir.
Tiyatroyu, halkın eğitilmesinde okul gibi görmüş, sahne dili ve tekniği yönünden başarılı eserler vermiştir.
Yazılarını Osmanlı toplumunun gözünü açacak, istibdat idaresini yıkacak tarzda yazdı. Halk dershanelerinin açılması, kızların okutulması, tıp fakültelerinde Türkçe eğitim verilmesi konularında yazdığı makaleler büyük ses getirdi.
 “Vatan ve Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra eleştiri, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde de eserler verdi. Türk edebiyatının ilk edebi romanı “İntibah” ve Batılı anlamda Türk edebiyatının sahnelenen ilk tiyatro eseri olan “Vatan yahut Silistre” eserleriyle tanındı.
Eserleri
Oyunları (Tiyatro)
Vatan yahut Silistre (1873, yeni harflerle 1940)
Zavallı Çocuk (1873, yeni harflerle 1940)
Akif Bey (1874, yeni harflerle 1958)
Celaleddin Harzemşah (1885, yeni harflerle 1977)
Kara Bela (1908)
Romanları
İntibah (1876, yeni harflerle 1944)
Cezmi (1880, yeni harflerle 1063)
Eleştirileri
Tahrib-i Harâbât (1885)
Takip (1885)
Renan Müdafaanamesi (1908, yeni harflerle 1962)
İrfan Paşa’ya Mektuplar (1887)
Mukaddeme-i Celal (1888)
Tarihi Kitapları
Devr-i İstila (1871)
Barika-i Zafer (1872)
Evrak-ı Perişan (1872, yeni harflerle 1973)
Kanije (1874)
Silistre Muhasarası (1874, yeni harflerle 1946)
Osmanlı Tarihi (ölümünden sonra 1889, yeni harflerle 1971- 1974, 3 cilt)
Büyük İslam Tarihi (ölümünden sonra 1975)

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi