Halit Ziya Uşaklıgil Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Hayatı
Halit Ziya, 1866 yılında İstanbul’un Eyüp semtinde doğdu. Halil Efendi ile Behiye Hanımın üçüncü çocuğudur. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi’ne devam etti. 93 Harbi’nin başlamasıyla Halil Efendi’nin işleri bozulunca aile, İzmir’e yerleşti. Halit Ziya, öğrenimini İzmir Rüştiyesi’nde sürdürdü. Fransızcasını geliştirdi. Fransız edebiyatını yakından tanıdı.
1886’da idadide birlikte çalıştığı arkadaşı Tevfik Nevzat ile birlikte “Hizmet” adlı bir gazete çıkararak ilk eserlerini burada yayınladı.
Halit Ziya, 1888’de annesi Behiye Hanım’ı kaybetti. 1889 yılında amcası ile iki aylık seyahate çıkarak “Uluslararası Paris Sergisi”ni gördü. Aynı yılın sonunda Meclis-i Ayan Reisi Emin Ali Efendi’nin kızı Fatma Memnune Hanım’la evlendi. Bu evliliğinden altı çocuğu dünyaya geldi. İlk çocuğu Vedide’yi bir hastalık sonucu kaybetti. Aynı şekilde Sadun ve Güzin’i küçük yaşta kaybetti. Oğlu Vedat ise 33 yaşında intihar ederek hayatına son verdi. Yazar, Sadun için “Kırık Oyuncak”, Güzin için “Kırık Hayatlar”, Vedat için “Bir Acı Hikaye” kitaplarını yazmıştır.
Bankadaki işinden ayrılıp İzmir’de Vali Kâtipliği’ne başlayan Halit Ziya, bu görevinde uzun süre kalmadı. 1893’te İstanbul’da Reji Genel Müdürlüğü’nden gelen başkâtiplik teklifi üzerine İstanbul’a gitti. Bu görevi on altı yıl sürdürdü. Bu süre içersinde bol bol okuma yazma fırsatı buldu. Recaizade Mahmut Ekrem aracılığıyla “Edebiyat-ı Cedide” adlı edebiyat topluluğuna katıldı. Bu topluluğun en önemli isimlerinden biri oldu. “Servet-i Fünun” dergisinde yazılar, hikâyeler, romanlar yayınladı. Büyük romanlarını bu topluluk içinde verdi.
Milli mücadele döneminde genellikle Ahmet Cevdet’in “İkdam” gazetesine yazılar gönderdi. Cumhuriyet döneminde kendini tamamen edebiyata verdi. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin şekillenmesini uzaktan izlemekle yetindi.
1930’lu yıllarda yazı hayatına döndü. “Cumhuriyet” ve “Son Posta” gazetelerinde yazıları yayınlandı. Dil devrimine gönülden inanan yazarın 26 eylül 1932’de Türk Dil Kurultayı’nda sunduğu Türkçenin geçirdiği evreleri anlatan bildirisi geniş yankılar uyandırdı. Yazar, bazı eserlerini sadeleştirerek Latin harfleriyle yeniden yayınladı.
1937’de Tiran elçiliğinde görevli oğlu Halil Vedat’ın intihar etmesi üzerine bunalıma girdi. Acısını yazarak hafifletmeye çalıştı. Uzun süren bir hastalığın sonunda 27 mart 1945’te, İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.
Edebi Kişiliği
 Halit Ziya Uşaklıgil, yazarlığa başladığı ilk yıllarda Mehmet Halit ve Halit imzalarını kullandı. Bu dönem 1893’e kadar sürdü. Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katıldıktan sonra romanlarında teknik olarak mükemmelliğe ulaştı. Üçüncü döneminde ise edebiyatla ilgili görüşlerini ve anılarını kaleme aldı.
Halit Ziya, Edebiyat-ı Cedide ve Cumhuriyet öncesi dönemin en güçlü roman yazarı olarak kabul edildi. Romanlarında yakından tanıyıp gözlemlediği, içinde yaşadığı dönemin aydın, varlıklı çevrelerini, gerçekçi bir üslupla ve psikolojik tahlillere önem vererek anlattı. Hikayelerinde ise halktan kişileri anlattı. Bazı eserlerini sonradan bizzat kendisi sadeleştirerek günümüz Türkçesiyle yeniden yazdı. Ölümünden sonra roman ve hikayelerinin bazıları değişik edebiyat araştırmacıları tarafından sadeleştirilerek yeniden basıldı.
Halit Ziya’nın ilk eserlerinden “Nemide”, “Bir Ölünün Defteri”, “Ferdi ve Şürekası” Hizmet gazetesinde tefrika edilmiş duygusal, kısa romanlardı.1885 yılında yayınlanmaya başlayan “Sefile” adlı ilk romanı ise ahlaka aykırı bulunduğu için yasaklandı ve yarım kaldı. Bu romanda masum bir genç kızın aldatılışı ve çektiği acılar anlatmaktaydı.
Servet-i Fünun dergisinde tefrika ettiği “Mai ve Siyah” onu tartışmasız Edebiyat-ı Cedide’nin en önemli roman yazarı yaptı. Romanda acılı aşk konusunu geri plana atıp dönemin basın dünyasını ve topluluğun bakış açısını yansıttı.
İlk büyük Türk romanı kabul edilen Aşk-ı Memnu’yu 1898 – 1900 yılları arasında yazdı. Bu romanında kendisinden yaşlı, zengin bir adamla evlenen ve aradığı mutluluğu evliliğinde bulamayan genç bir kadının yasak aşka sürüklenişini gerçekçi bir bakış açısıyla anlattı.
Halit Ziya, çevre tasvirlerini, psikolojik çözümlemelerini ve olay örgüsünü gerçeklik duygusu ve gözlemleri doğrultusunda işlemiştir. Kahramanlarını çeşitli sosyal çevrelerden ve mesleklerden seçmiş, kişinin iç dünyasıyla sosyal çevre arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermiş, başarılı insan-çevre görüşünü eserlerinde yansıtmaya çalışmıştır. Romanlarında İstanbul’u mekan olarak seçen yazar, hikayelerinde Anadolu’yu ve Anadolu insanını anlatmıştır.
Eserleri
Roman
Sefile (1886)
Nemide (1889)
Bir Ölünün Defteri (1890)
Ferdi ve Şürekası (1895)
Kırık Hayatlar (1924)
Hikaye (Öykü)
Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası (1889)
Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1889)
Küçük Fıkralar (1896)
Bir Yazın Tarihi (1898)
Solgun Demet (1901)
Sepette Bulunmuş (1920)
Bir Hikaye-i Sevda (1922)
Hepsinden Acı (1934)
Onu Beklerken (1935)
Aşka Dair (1935)
İhtiyar Dost (1939)
Kadın Pençesi (1939)
İzmir Hikayeleri (1950)
Hatıralar (Anı)
Kırk Yıl (1936)
Saray ve Ötesi (1942)
Bir Acı Hikâye (1942)
Mensur Şiir
Mezardan sesler (1883)
Mensur şiirler (1886)
Edebiyat Tarihi - Deneme
Fransız Edebiyatının Numune ve Tarihi (1885)
Hikaye ve Temaşa (1889)
Yunan Edebiyatı (1912)
Latin Edebiyatı (1912)
Alman Tarihi Edebiyatı (1912)
Fransız Tarihi Edebiyatı (1912)
Sanata Dair (1938)
Oyun (Tiyatro)
Füruzan
Fare
Kâbus
İnceleme
Hikâye
Belagat kitabı

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi