Halit Ziya Uşaklıgil “Aşk-ı Memnu” Roman İncelemesi

Eser Hakkında
Aşk-ı Memnu, Halit Ziya Uşaklıgil’in ilk baskısı 1900 yılında yapılan en önemli romanıdır. Romanın daha sonra çeşitli yayınevleri tarafından pek çok basımı yapılmıştır. Adından da anlaşılacağı üzere roman, yasak bir aşkı anlatır.
Romanın Özeti
Olaylar Boğaziçi’nde bir sandal gezisiyle başlar. Adnan Bey kırk beş yaşlarında, zengin, kibar, kültürlü bir kişidir. Karısını kaybetmiş, Boğaziçi’ndeki yalısında kızı Nihal, oğlu Bülent ve hizmetkârları ile birlikte yaşamaktadır.
Bihter, yirmi iki yaşında genç ve güzel bir kızdır. Annesinin karşı çıkmasına rağmen Adnan Bey’le evlenir. Başlangıçta evliler iyi anlaşır. Ancak bir süre sonra hizmetkârlardan bazıları evi terk eder. Bülent, yatılı okula gönderilir. Nihal, bütün olanlardan Bihter’i sorumlu tutar ve araları açılır. Bunlara bir de mürebbiyenin gönderilmesi eklenince Nihal, Bihter’e kin duymaya başlar.
Bihter, bir yandan kocasıyla arasındaki yaş farkından, bir yandan da Firdevs Hanım’ın kışkırtmaları sonucunda boşluğa düşer. Bu zayıf anlarında Adnan Bey’in yeğeni Behlül’e yakınlık duyar. Behlül, macera düşkünü, yakışıklı ve çapkın bir gençtir. Geceleri Behlül’ün odasında buluşurlar. Ancak Bihter, Behlül için diğer kadınlardan farksızdır.
Bir süre sonra ayak ağrılarını bahane ederek yalıya taşınan Firdevs Hanım, Behlül ile Nihal’ın nişanlanması fikrini ortaya atar. Önceleri önemsenmeyen bu düşünce sonraları herkesin aklına yatmaya başlar.
Nihal, Behlül’ün evlenme teklifini kabul eder. Bunun üzerine Bihter, Firdevs Hanım’a her şeyi anlatır. Firdevs Hanım, Bülend’le adada duran Behlül’e bir pusula gönderir. Behlül, adadan ayrılırken kâğıdı düşürür. Kâğıtta yazılanları okuyan Nihal, yalıya dönerek Behlül ile Bihter’in konuşmalarını duyar ve bayılır.
Adnan Bey, Beşir’den her şeyi öğrenir. Bihter, intihar eder. Behlül, yalıdan kaçar.
Romandaki Kişiler
Bihter
İnce, uzun boylu, güzel giyimli, zarif, narin, yirmi iki yaşlarında güzel bir genç kızdır. Beyaz inci gibi dişleri ve etli dudakları vardır. Çenesi yuvarlak, alnı biraz geniştir. Saçları siyah ve gürdür. Çocuksu bakışlarında bir parıltı sezilir.
Adnan Bey’le parası için evlenmiştir. Bu evliliğin başka nedenleri de vardır. Annesinden kurtulmak istemesi, annesinin kötü şöhreti ve koca bulamamak korkusu onu bu evliliğe zorlamıştır. Evliliğinde bulamadığı aşkı Behlül’ün kollarında bulur. Kocasını aldatmaktan çekinmez ancak aynı zamanda çok kıskançtır.
Babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Tam bir eğitim alamamıştır. Fransızca ve Rumca bilir. Piyano ve ud çalma becerisine sahiptir. Evlendikten sonra sosyal statüsü değişmiş ancak duygu ve isteklerine yenilmiştir.
Nihal
Nihal, mavi gözleri, küçük bir ağzı, yukarı doğru kıvrılan uzun kirpikleri, renksiz dudakları ve incecik elleri olan sarışın, on dört yaşlarında bir kızdır.
Çok duygusal ve hassas bir yapısı vardır. Çabuk sinirlenen ve sinirlenince de hastalanan biridir. Her şeyin aşırısını ister. Sevilmek için can atar. Aşırı kıskançtır. Ürkektir. Yalnızlığı hiç sevmez ancak bütün sevdikleri elinden alınmıştır. Hayatındaki boşluğu doldurmak için Behlül’le evlenmeyi kabul etmiştir.
Annesi küçük yaşta ölmüş, mürebbiyesi tarafından yetiştirilmiştir. Piyano dersleri alır. İtalyan müziğine ve operaya düşkündür.
Behlül
Sarışın, ince bıyıklı, yirmi yaşlarında, yakışıklı bir delikanlıdır. Parayı ve lüks yaşamı seven, sadece kendini düşünen biridir. Adnan Bey’in yeğenidir. Amcasına ihanet ettiği için vicdanı sızlar, ancak suçlu olarak kendini değil, bu evliliği görür. Hayatı her yönüyle bildiğini sanır. Hareketli bir yapısı vardır. Nerede bir eğlence varsa oradadır. Pek çok dostu vardır. Kadınlara düşkündür. Güzel giyinmek ve zamanını eğlenerek geçirmek gibi alışkanlıkları vardır.
Adnan Bey
Kırk beş yaşlarında, sakallı, bakımlı, her zaman şık giyinen bir beyefendidir. Gözleri miyoptur. Kolay beğenmeyen, ince eleyip sık dokuyan, özverili ve fedakâr biridir. Maddi durumu çok iyidir. Boğaziçi’nde bir yalıda oturur. Ailesine bağlı biridir. Terbiyeli ve olgun bir insandır. Boş zamanlarını ağaçtan eşyalar yaparak değerlendirir.
Firdevs Hanım
Saçları sarıya boyalı, gözleri sürmeli, kırk beş yaşlarında dul bir kadındır. Kızlarının gençliğini, güzelliğini ve mutluluğunu kıskanır. Yaşlılığı kabullenemez, bu yüzden genç ve güzel görünmek için her türlü yola başvurur. Eğlence yerlerinin tanınmış simalarındandır. Maddi durumu iyi değildir.
Bülend
Adnan Bey’in küçük oğludur. Tombul, al yanaklı, ince kumral saçlı, sevimli bir çocuktur. Çevresinde olup bitenlerden pek haberi olmayan, kendi halinde, dağınık biridir. Annesi öldükten sonra yatılı okula verilmiştir. Ablasını çok sevmektedir. Bihter’le arası iyidir.
Matmazel De Courton
Evlenmekte geç kalmış, yaşlı ve yabancı uyruklu bir mürebbiyedir. Beyoğlu’nun seçkin Rum ailelerinden birine mürebbiye olarak gelmiş, oradan da Adnan Bey’in yalısına Nihal’e bakmak için gelmiştir. Nihal’in annesiz kalışı onun annelik özlemini ortaya çıkarır. Nihal’le bu boşluğu doldurur.
Peyker
Kısa boylu, kumral, geniş omuzlu, dolgun vücutlu bir kadındır. Firdevs Hanım’ın büyük kızıdır. Evli ve bir çocuk annesidir. Kocasına sadık iffetli bir kadındır.
Beşir
Yalıdaki ara işlere bakan Habeş asıllı, sıska yapılı bir çocuktur. Bülend’in oyun arkadaşıdır. Nihal’ı çok sever ve ona bağlıdır. Bihter ile Behlül arasındaki yasak ilişkiyi bilmektedir.
Romanın Konusu
Romanda, aradığı mutluluğu evlilikte bulamayan Bihter ile macera düşkünü Behlül’ün yasak aşkı anlatılır. Romanın konusu “yasak aşk”tır.
Romanın Türü
Yasak bir aşkı gerçekçi bir gözle işlediği için “realist” bir romandır. İşlediği konu bakımından “sosyal roman” türüne girer.
Mekân
Mekân son derece sınırlıdır. Kahramanlar, bir yalının içinde bir araya getirilmiş, toplumdan soyut bir biçimde yaşamaktadırlar. Yer yer İstanbul’un eğlence ve mesire yerlerinden de söz edilir fakat bunların üzerinde pek durulmaz.
Roman, ağırlıklı olarak Boğaz’daki yalıda ve Ada’da geçer.
Zaman
Romanda olaylar 19.yüzyılın ikinci yarısında geçmektedir. Dönemin yaşam tarzı romana yansımaktadır.
Anlatımda kronolojik zaman kullanılmıştır. Olaylar birbirini takip eder niteliktedir. Olayların anlatıldığı zaman iki yıllık bir süreyi kapsar.
Romanda duyguların yoğunlaştığı zaman dilimi genellikle gecedir. Romanda yaşanılan zaman anlatılmaktadır ancak yazar, kahramanları daha iyi tanıtabilmek için geçmişe dönerek çocukluk ve gençlik günleri hakkında kesitler verir.
Romanda Anlatıcının Bakış Açısı
Roman, ilahi (hâkim ) bakış açısıyla anlatılmıştır. Anlatıcı, yaşanmış ve yaşanacak her şeyi bilir, görür ve duyar. Bu, kişilerin akıllarından geçeni okumaya ve psikolojilerini yansıtmaya kadar uzanır. Anlatıcı, olayların dışında durur. Olaylara ve kahramanlara hâkimdir. Olayların nasıl gelişeceğini önceden bilir ve görür. Olayları anlatırken üçüncü tekil şahıs ağzından konuşur.
Romanın Dil ve Anlatımı
Eser, Servet-i Fünun neslinin dil ve anlatımını devam ettirir bir anlayışla yazılmıştır. Üslup olarak yazar, kendine has sanatlı söyleyişlerin yanında kelimeleri de seçerek, anlatmak istediklerini çarpıcı bir biçimde aktarır. Romanda uzun, bağlı ve sıralı cümlelere çokça yer verilmiştir. Bazen bir cümlenin bir paragraf tuttuğu görülür.
Roman, teknik bakımdan çok ileri bir seviyededir. Kişiler arası denge ustalıkla kurulmuş, olaylar simgelerle anlatılmıştır. Romanda özellikle kişilerin evlilikleri, sosyal yaşantıları üzerinde çok durulmuştur. Kişilerin giyimiyle ilgili ayrıntılar verilirken bolca sıfat kullanılmıştır.
Olayların gelişimi sırasında semboller kullanılır. Bu semboller gelecek hakkında birtakım ipuçları verir. Romanın pek çok yerinde oyun ve oyuncak imgeleriyle karşılaşılır.
Genel Değerlendirme
Roman, yazarın en başarılı eseri kabul edilmektedir.
Romanda en çok aile hayatı üzerinde durulur. Firdevs Hanım’ın ailesinde Bihter ön plandadır. Adnan Bey’in ailesinde ise Nihal ön plandadır. Behlül’ün ise yasak aşkı yaşamasının dışında pek bir önemi yoktur.
Eser, toplumsal açıdan, topluma yönelik olarak değil, bireysel açıdan ele alınmıştır. Yazar, eserindeki kişilerin ilişkilerini; bu ilişkilerin niteliğini ve gelişimini anlatmaya çalışır. Kişiler arasındaki neden sonuç ilişkisini iyi kurar.
Yazar, gerçeğe dayanan, sağlam yapılı, kusursuz bir eser yaratmaya çalışmıştır. Romanın dili, oldukça özenli ve sanatsal açıdan doyurucu bir nitelik taşır.
Romanda Batı’ya özenti açıkça görülmektedir. Roman kahramanları Batı müziği dinler, piyano ve Fransızca dersleri alır, Beyoğlu’ndan alışveriş yaparlar.
Romandaki kişilerin günümüz toplumuna pek uymadığını, ancak romanın geçmiş dönemlerdeki insanların yaşam tarzı ve psikolojik yapılarını çok başarılı bir şekilde anlatması bakımından önem kazandığını görürüz.
Romanı ölümsüz kılan ve klasikler arasına sokan dili ve üslubudur. Eser, Türk edebiyatının önemli yapı taşlarından biridir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi