Kayıtlar

Mart, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sait Faik Abasıyanık “Dülger Balığının Ölümü” Öykü İncelemesi

Resim
“Dülger Balığının Ölümü” adlı öykü, Sait Faik Abasıyanık’ın en tanınmış öykülerindendir. Öykü, “Alemdağ’da Var Bir Yılan” adlı kitapta yer almaktadır. Öyküde konu dülger balığıdır, ancak yazar ilgi, sevgi ve acıma duygularıyla iç dünyasını da yansıtır. Bu durumda öykünün asıl kahramanı yazarın kendisidir. Yazar, dülger balığına bakarken, onda kendisi gibi çevresi tarafından anlaşılmayan, sevilmeyen, küçük görülen insanları görür. Öykünün özünü, yazarın dülger balığı üzerinden duygu, düşünce ve hayallerini yansıtması oluşturur. Dülger balığı, çirkin görünümüyle dikkat çeker. Diğer balıkların hepsi, dış görünüşleri bakımından güzel oldukları halde, dülger balığı görünüş olarak çok çirkindir. Balıkçıların anlattıklarına göre dülger balığı eskiden korkunç bir canavarmış. Keser, biçer, doğrar, yırtar, koparır, atar, çeker, parçalarmış. Ondan bıkan balıkçılar, İsa peygambere şikâyet etmişler. İsa, en büyüğünü sudan çıkararak, eğilip kulağına bir şeyler söylemiş. Ondan sonra dülger balığı pek u…

Sait Faik Abasıyanık “Sinağrit Baba” Öykü İncelemesi

Resim
Öykü Hakkında Edebiyatımızın önemli yazarlarından Sait Faik Abasıyanık’ın yazmış olduğu “Sinağrit Baba” adlı öykü, yazarın “Mahalle Kahvesi” adlı öykü kitabında yer almaktadır. Öykünün Özeti Öykü “Cehennem Nişanında beş kişiydik” diye başlıyor. Denizin derinliklerinde dolaşan Sinağrit Baba’nın tanıtımıyla devam ediyor. “Sinağrit Baba ömründe konuşmamış, ömrü boyunca evlenmemiş, ömrü boyunca yalnız yaşamıştır.” Sinağrit Baba, birinin oltasına yakalanıp bu yorucu ömrü bitirmek istemektedir. Bir vatozun, bir canavarın dişine bir yerini kaptırmaktansa bir insana yakalanmayı ve bir sofraya kurulmayı tercih eder. Sinağrit Baba, beş oltayı da koklar. Onların hiç birini beğenmez. Çünkü her birinde bir kusur bulur. Balıkçılardan birincisi açgözlü, ikincisi korkak, üçüncüsü kıskanç, dördüncüsü hasis (cimri), beşincisi kibirlidir. Sinağrit Baba, mercan balıklarının yakalanışını seyrederken aşağıya büyük ışıklar saçan bir olta iner. Sinağrit Baba, ümitle oltaya doğru koşar. Bu tanımadığı birinin olta…

Sait Faik Abasıyanık Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Resim
Hayatı Sait Faik Abasıyanık, 23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. Gerçek adı Mehmet Sait’tir. Babası Mehmet Faik Bey, kereste tüccarıydı. İlköğrenimine Adapazarı’nda başlayan Sait Faik, ortaöğrenimine İstanbul Erkek Lisesi ve Bursa Lisesi’nde devam etti. Yazmaya bu dönemde şiirle başladı. İlk öyküsü “İpek Mendil”i 1926 yılında yazdı. 1929’da Kenan Hulusi aracılığıyla “Uçurtma” adlı öyküsü Milliyet gazetesinde yayınlandı. 1928 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’nde iki yıl okuduktan sonra babasının isteği üzerine İsviçre’ye iktisat okumaya gitti. Oradan Fransa’ya geçti. 1931-1935 yılları arasında Fransa’da kaldı. Kültürel yapısı ilginç gelen Grenoble şehrinde uzun süre kalarak entelektüel çevrelere girdi. Burada sürdürdüğü düzensiz yaşam yüzünden, babası tarafından geri çağrıldı. 1935 yılında üniversite öğrenimini bırakarak Türkiye’ye döndü. Bir süre Halıcıoğlu Yetim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yaptı. Ardından babasının açtığı toptancı tahıl mağ…

Sait Faik Abasıyanık “Hişt Hişt” Öykü İncelemesi

Resim
Sait Faik Abasıyanık’ın en sevilen öykülerinden biri olan“Hişt Hişt” adlı öykü, yazarın “Alemdağda Var Bir Yılan” adlı öykü kitabında yer almaktadır. Öyküde serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşan belirgin bir olay yoktur. Anlatıcı, bir şeye kızmış ya da sinirlenmiş, neye sinirlendiği de bilmiyor. Zaten neye sinirlendiğinin de bir önemi yok. Önemli olan içinde bulunduğu ruhsal durumun, dış dünyayı algılayışını da etkilemesidir. Önce çevresindeki varlıkların doğal durumunu düşünüyor. “Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması pekâlâ bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte.” Buradan anlıyoruz ki yazar, gündelik yaşamın her zamanki düzenini, olağan görüntülerini değiştirmek isteyen bir ruh hali içindedir. Ancak yazar, bu tutumunu da saçma buluyor. Gündelik gerçeklerin, alışılmışın dışına çıkma isteği, yazarın algılama biçimini değiş…

Samipaşazade Sezai Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Resim
Hayatı Samipaşazade Sezai,1860 yılında İstanbul’da doğdu. Tanzimat devri ileri gelenlerinden, ilk Maarif Nazırı (Eğitim Bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının konağında özel öğrenim gördü. Çocukluk ve gençlik dönemleri, bazı eserlerinde özlemle anlattığı bu konakta geçti. Dönemin tanınmış yazar, şair ve devlet adamlarıyla bu konakta tanıştı. Eğitim yıllarında Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca, Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. 20 yaşına kadar herhangi resmi bir görev yapmayıp öğrenimine devam etti. 1880 yılında ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından inceledi. 1885 yılında elçilik kadrosundan azledilerek İstanbul’a döndü. İstişare Odası’na memur oldu. Samipaşazade Sezai’nin İstanbul’da geçirdiği 1886-1901 yılları onun edebi bakımdan en veri…

Samipaşazade Sezai “Pandomima” Öykü İncelemesi

Resim
Öykü Hakkında Pandomima adlı öykü, Samipaşazade Sezai’nin yazmış olduğu “Küçük Şeyler” adlı kitabın son öyküsüdür. Öykünün Özeti İnsanları güldürmeyi, eğlendirmeyi kendine iş edinmiş Paskal, yalnız, kimsesiz ve mutsuz bir tiyatro oyuncusudur. Seyircilerden Eftalya adlı genç bir kıza âşıktır. Ancak bu gizli bir aşktır. Aşkını kimselere söyleyemez. Birkaç hafta tiyatroya gelmeyen genç kız başka biriyle evlenmiştir. Eftalya, bir gün tiyatroya kocasıyla birlikte gelir. O gece evine hüzünlü bir şekilde dönen Paskal, ertesi gün evinde asılı bir şekilde bulunur. Görenler Paskal’ın ölü taklidi yaptığını zanneder. Ancak Paskal, gerçekten ölmüştür. Kişiler Öykünün başkahramanı Paskal, 33 yaşında, insanları güldürmeyi kendine meslek edinmiş bir pandomima oyuncusudur. Paskal, şişman, yalnız, kimsesiz ve mutsuz biridir. Eftalya, Paskal’ın âşık olduğu genç kızdır. Sürekli pandomima seyretmeye gelir. Paskal’ın ona âşık olduğundan haberi yoktur. Başka biriyle evlenerek Paskal’ın tüm hayallerini yıkmıştır. Di…

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Resim
Kaldırımlar Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her köşe başını sarmış devler… Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşanmış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği bir çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim yol gitsin; İki yanımda aksın bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler. Ne sabahı g…

EN ÇOK OKUNANLAR

Faruk Nafiz Çamlıbel “Sanat” Şiir İncelemesi

Yahya Kemal Beyatlı “Sessiz Gemi” Şiir İncelemesi

Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” Şiir İncelemesi

Necip Fazıl Kısakürek “Kaldırımlar” Şiir İncelemesi

Ahmet Haşim “Merdiven” Şiir İncelemesi