Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Tümünü göster

Abdülhak Hamit Tarhan Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

Resim
Hayatı Abdülhak Hamit Tarhan, 2 Ocak 1852’de İstanbul’da dünyaya geldi. Tarihçi Hayrullah Efendi ile Münteha Hanım’ın oğludur. Bir yandan mahalle mektebi ve rüştiyeye giderken bir yandan da özel dersler aldı. 1862’de on yaşındayken ağabeyi Nasuhi Bey’le birlikte önce Napoli ve Roma’ya daha sonra da Paris’e gitti. Paris’te babasının yanında bir süre okuduktan sonra 1864’te İstanbul’a döndü. Küçük yaşta Bab-ı Ali Tercüme Odası’nda çalıştı. Bir yıl sonra Tahran Büyükelçiliğine atanan babasıyla birlikte İran’a gitti. Orada Farsça öğrendi. 1867’de babasının ölümü üzerine İstanbul’a dönerek Maliye Mühimme Kalemi ve Şura-yı Devlet Kaleminde memurluk yaptı. 1871yılında Fatma Hanım’la evlendi. 1883 yılında Bombay konsolosluğuna atandı. İstanbul’a dönerken uğradıkları Beyrut’ta eşi Fatma Hanım kaybetti. Hamit, bu beklenmedik ölümün sarsıntısıyla kırk gün içersinde “Makber”i yazdı. 1886 yılında Londra Büyükelçiliği kâtipliğine atandı. 1890 yılında Nelly Hanım’la evlendi. 1895 yılında Lahey’e elçi ola…

Abdülhak Hamit Tarhan “Makber” Şiir İncelemesi

Resim
Makber 1 Eyvâh!.. ne yer ne yâr kaldı, Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede, gelip ezelden. Ben gittim, o hâk-sâr kaldı, Bir gûşede târ-mâr kaldı; Bâkî o enîs-i dilden, eyvâh!.. Beyrut’da bir mezâr kaldı. 2 Nerde arayım o dil-rübâyı?.. Kimden sorayım o bî-nevâyı?.. Bildir bana nerde, nerde yâ Rab?.. Kim atdı beni bu derde yâ Rab?.. Derler ki: “Unut o âşinâyı, Gitti, tutarak reh-i bekâyı” Sığsın mı hayâle bu hakîkat?.. Görsün mü gözüm bu mâcerâyı?.. 3 Sür’atle nasıl değişti hâlim?.. Almaz bunu havsalam, hayâlim. Bir şey görürüm, mezâra benzer, Baktıkça alır, o yâra benzer. Şeklerle güzâr eder leyâlim, Artar yine mâtemim, melâlim. Bir sadme-i inkılâbdır bu, Bilmem ki yakın mıdır zevâlim?.. 4 Çık Fâtıma lahddan kıyâm et, Yâdımdaki hâline devâm et, Ketmetme bu râzı, söyle bir söz… Ben isterim âh, öyle bir söz… Güller gibi meyl-i ibtisâm et, Dağ-ı dile çâre bul, merâm et; Bir tatlı bakışla, bir gülüşle Eyyâm-ı hayâtımı tamâm et. 5 Yâ Rab bana bir melek ıyân et,